İSİM DEĞİŞTİRME VE SOYADI DEĞİŞİKLİĞİ DAVASI

Güncelleme tarihi: Eyl 23


İSİM DEĞİŞTİRME VE SOYADI DEĞİŞİKLİĞİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR?

Adın amacı her kişiyi toplum içerisinde teşhis etmek ve diğer kişilerden ayırmaktır. Bir kimse kanun gereği zorunlu olarak taşıdığı adını ve soyadını dilediği gibi, dilediği zaman değiştiremez. Buna karşılık bir kimsenin adını değiştirmesinde bazen zorunluluk bulunabilir. Bu yüzden adın değiştirilebilmesi ihtiyacını da karşılamak gerekir. İşte bu yüzden kanunumuz adın değiştirilmesine ancak haklı sebep bulunması halinde müsaade etmiştir.

İsim ve soyadı değişikliği davaları çekişmesiz davalardır. Çünkü bu davada yalnızca davacı taraf bulunmaktadır. Ayrıca ad değiştirmek kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan bir tanesidir.


İSİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SOYADI DEĞİŞTİRME DAVASI İÇİN HAKLI SEBEPLER NELERDİR?

Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi gereği, isim ve soyadı değiştirme davası ancak haklı sebebe dayanılarak açılabilmektedir. Kanunda geçen haklı sebep kavramı, oldukça geniş bir çerçevede değerlendirilir. Her halde, dürüstlük kuralına göre kişinin o adı taşımakta haklı bir yararı varsa, kişinin adının değiştirilmesine mahkemece onay verilmelidir. Ancak bu kararı verecek olan hakim, değişikliği talep edenin manevi, duygusal ve psikolojik çıkarlarını ve aynı adı taşıyan yakınlarının ve üçüncü kişilerin çıkarlarını değerlendirerek karar verecektir. Haklı sebebe örnek vermek gerekirse:

Gülünç, çirkin, iğrenç veya ahlaka aykırı anlam taşıyan ve kamuoyunu incitici nitelikte adlar,Kişinin toplumca başka bir isimle tanınması, Kişisel ve mesleki ilişkilerde yanlış anlamlar doğurabilecek isim ve soyadları,Kişinin taşıdığı soyadıyla artık bir bağının kalmaması,Memurun yazım yanlışlığı hatasından kaynaklanan isim farklılıkları örnek olarak verilebilir.


İSİM DEĞİŞTİRME VE SOYADI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Dava, ilgilinin "yerleşim yeri" Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır (Nüfus Hizmetleri K. m. 36/1). Dava nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuruyla görülür ve karara bağlanır.


İSİM VE SOYADI DEĞİŞTİRME İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR NELERDİR?

İsim ve soyadı değişikliği için açılan davalar daha çok nüfus kayıtları üzerinden yürür. Bu sebeple davanın açılması için özel bir evrak gerekmemektedir. Ancak, isim değişikliği ve bilhassa soyadı değişikliği davasında talebin haklı bir sebebe dayandığını ortaya koyacak deliller bir evraka bağlıysa bu evraklar delil olarak dosyaya eklenebilir.

Kişinin kullanmış olduğu isim ve soyadı günlük hayat içerisinde karmaşalara yol açıyorsa veya resmi işlemlerde bazı yanlışlıklar ortaya çıkmışsa, bu hususları ortaya koyacak belgeler isim değiştirme davası açılırken dava dosyası ile birlikte mahkemeye sunulmalıdır.

İsim ve soyadı değişikliği davalarının en önemli delili tanık beyanlarıdır. Eğer isim bariz bir şekilde gülünç değil ise, bilinen kötü bir manası yok ise özel durumların ispatı için tanık beyanları önemli bir hale gelmektedir.


İSİM VE SOYADI DEĞİŞTİRME DAVA DİLEKÇESİ NASIL YAZILIR?

İsim ve soyadı değiştirme davaları diğer dava dilekçeleri ile aynı formda hazırlanır. Fakat davalı kısmında ilgili Nüfus Müdürlüğü hasım olarak gösterilmelidir. Uygulamada eksik ve yanlış bilgilerden ötürü olarak yapılan birçok hata kişilerin hak kayıplarına uğramasına yol açmaktadır. Bu yüzden açmak istediğiniz isim ve soyadı değişikliği davalarında hak kaybı yaşamamak için bu alanda uzman bir avukattan hukuki yardım almanızı tavsiye etmekteyiz.


İSİM VE SOYADI "DÜZELTME DAVASI" İLE İSİM VE SOYADI "DEĞİŞTİRME DAVASI" FARKI NEDİR?

İsim ve soyadı değiştirme davası ile davacı, ad veya soyadını tamamı ile değiştirmekte veya mevcut ismine yeni bir isim eklemektedir.

İsim ve soyadı düzeltme davası ile davacı, isminde mevcut olan bir hatayı, yanlışlığı ortadan kaldırarak ismini düzeltmektedir. Örneğin, nüfus kaydında Serat olan ismin Serhat olarak düzeltilmesi gibi.

Her iki davanın hukuki niteliği aynıdır. Fakat isim veya soyadı düzeltme davaları tanık dahi dinlenilmeden hataların çoğunun düzeltilebildiği davalardır.


İSİM VE SOYADI DEĞİŞTİRME DAVASI NE KADAR SÜRER?

İsim ve soyadı değiştirme davası, gerekli prosedürler hızlı şekilde yerine getirildiğinde bir veya iki celsede tamamlanabilir. Dava mahkemeden mahkemeye değişmekle birlikte 2 ay-6 ay gibi bir sürede tamamlanmaktadır.


İSİM VE SOYADI DEĞİŞTİRME DAVASININ HUKUKİ SONUCU NELERDİR?

Türk Medeni Kanun'un 27. maddesi gereği, ad ve soyadı değişikliği kişinin diğer şahsi hallerinde değişiklik meydana getirmemektedir. Açılan isim ve soyadı değişikliği davalarının sonucunda kişinin diğer şahsi halleri (medeni hali, doğum yeri, nüfusa kayıtlı olduğu yer vs.) değiştirilemez.

Soyadını değiştiren kişi evli ve erkek bir kişiyse evlilik birliği içerisinde kadının da soyadı değişir. Ayrıca, 18 yaşından küçük çocukların veya evlatlığın soyadı da başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden değişir.

Ad ve soyadı değiştirme davası kabul edildiğinde mahkeme değişikliği yerel veya ulusal bir gazetede ilan ettirir ve nüfus kayıtlarında gerekli değişikliğin yapılması için mahkeme kararını nüfus müdürlüğüne bildirir.


İSİM VE SOYADI DEĞİŞTİRME KARARINA HANGİ DURUMLARDA İTİRAZ EDİLEBİLİR?

Türk Medeni Kanun'un 27. maddesi'ne göre bir kişinin adının değişmesi yüzünden bir başka kişi zarara uğrarsa bu kimse değişikliği öğrendiği günden itibaren bir yıl içinde değişiklik kararına dava yolu ile itiraz ederek değiştirme kararının kaldırılmasını isteyebilir. İtiraz, ad değişikliğine karar veren mahkemeye yapılacaktır. İtiraz eden kişinin zarara uğrayıp uğramadığını takdir yetkisi hakime aittir.


İSİM DEĞİŞİKLİĞİ TALEBİNİN REDDEDİLMESİNİN ÖZEL HAYATA SAYGI HAKKININ İHLAL ETTİĞİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEME KARARI ÖRNEĞİ


                                                           22.9.2021
                                                           BB 65/21
İsim Değişikliği Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 17/6/2021 tarihinde, H.K. (B. No: 2019/42944) başvurusunda, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Olaylar
Başvurucu, isminin D. olarak tashih edilmesi talebiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında Nüfus Müdürlüğüne karşı dava açmıştır. Sosyal çevresinde isminin D. olarak bilindiğini ve bu ismi kullandığını, trans bir birey olduğunu, resmî kayıtlardaki ismiyle farklılık olması nedeniyle güçlüklerle karşılaştığını ve henüz cinsiyet değişikliği ameliyatı olmamasının isim tashihi için engel oluşturmadığını ileri sürmüştür.
Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde 4721 sayılı Kanun'un 40. maddesine dayanılmış ve D. isminin bir kadın ismi olduğu, başvurucunun cinsiyet değişikliği ameliyatı olmadığı belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, başvurucunun istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir.
İddialar
Başvurucu, isim değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 
Mahkemenin Değerlendirmesi 
4271 sayılı Kanun'un 27. maddesinde isim değişikliği davası açılabilmesi için haklı nedenlere dayanılması gerektiğinin hüküm altına alındığı ve cinsiyet değişikliği ameliyatı olunmasının bir şart olarak belirlenmediği hükme bağlanmıştır. Nitekim Yargıtay tarafından da haklı nedenlerin bulunması gerektiğine ilişkin koşulun ön plana çıkarıldığı görülmektedir.
Somut olayda derece mahkemeleri, başvurucunun isim değişikliği talebinde bulunabilmesi için cinsiyet değişikliği ameliyatı olmasının zorunlu olduğunu kabul etmiştir. Derece mahkemelerinin dayandığı 4271 sayılı Kanun'un 40. maddesi, cinsiyet değişikliği talebinin kabulüne ve cinsiyet değişikliği ameliyatının gerçekleşmesinin akabinde kişisel durum sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına ilişkin şartları düzenlemektedir. İsim değişikliği ile ilgisi bulunmayan bu kuralın uygulanması ve isim değişikliği talebinin reddine gerekçe yapılmasının bu konuda ilgili ve yeterli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün görünmemektedir.
Ayrıca başvurucunun sosyal yaşantısına ilişkin olarak bilgiler verdiği ve isim değişikliğine ihtiyaç duyma nedenlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu, isminin D. olarak değiştirilmesini söz konusu açıklamaları doğrultusunda talep ettiği açıktır. Bu açıklamalara rağmen isim değişikliği için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığı hususunda konuyla ilgili ve ikna edici gerekçelerin derece mahkemelerince ortaya konulamadığı görülmektedir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde kişinin varlığının ve kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan, özel hayatı, ailesi ve çevresi ile ilişkilerinde önemli bir araç olan ismin değiştirilmesi talebi hakkında konuyu düzenleyen normların bireysel başvuruya konu olayda derece mahkemelerince Anayasa'ya uygun biçimde yorumlanarak uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
Neticede isim değişikliği konusunda derece mahkemelerince somut başvuru özelinde değerlendirme yapılmaması ve verilen kararların anayasal güvenceleri gözeten ilgili ve yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği kanaatine varılmıştır.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.   

Avukat Gökhan Sarı Hukuk Bürosu

Hukuki sorunlarınıza dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı sitemiz üzerinde bulunan Whatsapp iletişim butonunu kullanarak bize yöneltebilirsiniz.



13,571 görüntüleme7 yorum