NİŞANDA TAKILMIŞ OLAN TAKILARIN VE VERİLMİŞ OLAN HEDİYELERİN İADESİ DAVASI

Güncelleme tarihi: 5 gün önce


NİŞANDA TAKILAN TAKILAR VE VERİLEN HEDİYELER KİME AİTTİR?

Nişanlanma, aralarında evlenme engeli bulunmayan iki kişinin evlenme vaadiyle yaptıkları bir ön sözleşmedir. Nişanlanma için bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Ancak yasal temsilcileri olan kişilerin nişanlanabilmesi için bu yasal temsilcilerin rızasının olması gerekmektedir. Nişanlanabilmek için tarafların ayırt etme gücüne sahip olmaları yeterli kabul edilmektedir. Nişanlılığın kurulmasında belli bir süre şartı bulunmamaktadır. Bu kapsamda taraflarca hiçbir sınırlama olmadan nişanlılık süresini belirlenebilir.


Nişanlanma törenleri sırasında örf ve adetler doğrultusunda taraflar ve aileleri birbirlerine bazı hediyeler vermektedir. Nişanın bozulması halinde bu hediyelerin ne olacağı hususu vatandaşlar tarafından merak edilmektedir. Nişanın bozulmasının 3 ayrı hukuki sonucu vardır. Bunları maddi tazminat, manevi tazminat ve nişan hediyelerinin iadesi olarak sıralamak mümkündür. Nişanın bozulmasına ilişkin bu hukuki sonuçlar yazımız içerisinde detaylı şekilde açıklanmıştır.


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 122. Maddesinde “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.” Şeklinde düzenlenmiş olan kanun maddesi incelendiğinde nişanlanma sebebiyle karşı tarafa verilmiş alışılmışın dışındaki hediyelerin geri istenebileceği açık bir şekilde düzenlenmiştir.


NİŞANDA TAKILAN TAKILAR VE VERİLEN HEDİYELERİN İADESİNE İLİŞKİN DAVA NASIL AÇILIR? BU DAVALARDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME NEDİR?

Ziynet eşyalarına ilişkin iade davası açılırken hazırlanan dava dilekçesinde, öncelikle ziynet eşyalarının aynen iadesi talep edilmeli eğer bu mümkün değilse ziynet eşyalarının bedelinin ödenmesi talebinde bulunulmalıdır. Nişanda takılan takılar ve verilen hediyelerin iadesine ilişkin davalarda görevli ve yetkili mahkeme davalının yerleşim yerindeki Aile Mahkeme’leridir.


NİŞAN HEDİYELERİNİN İADESİNİ KİMLER TALEP EDEBİLİR?

Nişan hediyelerinin iadesine ilişkin davaları şu kişiler açabilmektedir:

  • Hediyeleri veren nişanlı,

  • Nişanlının anne ve babası,

  • Nişanlının anne ve babası gibi davranan kişiler.


NİŞAN BOZULDUĞU TAKDİRDE NİŞANDA TAKILAN TAKILARIN DURUMU NEDİR?

Nişanın bozulması durumunda takıların iadesi istenebilir. Bu iadeyi sadece taraflar değil, tarafların anne babası ve onlar gibi davranan yakınlar da isteyebilmektedir. Medeni Kanun böyle bir hukuki korumayı sadece taraflara vermemiş aynı zamanda nişana katılan yakınların da nişanın bozulması durumunda böyle bir hakları olduğunu belirtmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 122. Maddesi’ne göre; eğer nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilmektedir.



NİŞANDA TAKILAN TAKILARIN VE VERİLEN HEDİYELERİN İADESİNİ İSTEYEBİLME ŞARTLARI NELERDİR?

  • Verilen hediyeler nişanlılık dolayısıyla verilmiş olmalıdır.

  • Nişanlılık bitmiş olmalı yani evlilik dışında bir sebeple sona ermelidir.

  • Verilen hediyelerin ekonomik bir değeri olmalıdır.

  • Hediyeler alışılmışın dışında olmalıdır. Alışılmış hediyelerin iadesi istenemez. Hediyenin değerinin çok yüksek olması onun alışılmışın dışında hediye olduğuna yönelik karine teşkil eder.

TAKILARIN İADESİ DAVASINDA ALTINLAR VEYA PARALARIN DEĞERİ NASIL ÖLÇÜLÜR?

Açılan iade davasında ziynet eşyalarının ispatı genel olarak tanık delilleri, fotoğraf, video vb. kayıtlar ve bilirkişi raporları ile sağlanmaktadır. Davanın kazanılabilmesi için iade davasını açan kişi, davasını dayandırdığı iddiaları ispat etmeli veya davalı davacının iddialarını çürütmemelidir. Bu noktada bilirkişi raporu oldukça önemli bir delil sayılmaktadır. Ziynet eşyalarının ispatı nişanda takılan ziynet eşyalarının ispatı, varlığı, miktarı, türünü tespit etme ya da bunların ödenmesi için değerinin tespiti amacıyla mahkeme bilirkişi görevlendirecektir.


Bilirkişi raporu hazırlanırken nişanda çekilen görüntü ve fotoğraflarla birlikte tarafların savunma ve talepleri doğrultusunda dikkate alınır. Bununla birlikte dosyada mevcut video ve fotoğraflara göre hangi takıların davacı üzerinde bulunup bulunmadığı rapor içeriğinde tek tek takılan takının türünden gramajına kadar ne olduğu belirtilmelidir.




NİŞANIN BOZULMASINDAN SONRA MADDİ TAZMİNAT TALEP EDİLEBİLİNİR Mİ?

Nişanın bozulması her durumda tarafların tazminat sorumluluğuna yol açmamaktadır. Bu doğrultuda kişinin eski nişanlısından maddi tazminat isteyebilmesi için belli koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Kişinin eski nişanlısından maddi tazminat isteyebilmesi için karşı tarafın haklı bir sebep olmaksızın nişanı atması veya nişanın karşı tarafa yükletebilen bir sebepten ötürü bozulmuş olması gerekir.


Bu ölçütlerin değerlendirilmesi somut duruma göre yapılır. Örneğin taraflardan birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak karşı cinsle flörtleşmesi onu kusurlu yapar. Ancak talep şartlarının gerçekleşmesi için maddi bir zararın da bulunması gerekir. Öyle ki maddi tazminat istemi katlanılan maddi yükler karşılığında söz konusu olan bir haktır. Örneğin nişan töreni için yapılan harcamalar veyahut gerçekleşmemiş nikâh günü için yapılan masraflar bu kapsamda maddi tazminat niteliğinde talep edilebilir. Düğün salonu ve catering şirketine yapılan masraflar, evlilikten sonra birlikte yaşanacak ev için alınan mobilya ve beyaz eşya masrafları da talep edilebilecek nitelikte harcamalardır. Ancak kadına ya da erkeğe verilen alışılmışın dışı hediyelerin iadesi maddi tazminat olarak değil, bunların iadesi şeklinde talep edilmelidir. Söz konusu hediyeler satılmışsa da açılacak davada sebepsiz zenginleşme hükümlerine gidilebilir.


Ayrıca tazminat talebinde bulunabilecek olan tarafın anne ve babası veya onlar gibi davranan kişiler de belli koşullarda yaptıkları masraflar için tazminat talebinde bulunabileceklerdir. Ancak bu kişilere nişanın bozulması nedeniyle dava açılması mümkün değildir.




NİŞANIN BOZULMASINDAN SONRA MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDİLEBİLİNİR Mİ?

Nişanın bozulması sonrasında manevi tazminat yalnızca nişanlılar arasında söz konusu olmaktadır. Yani nişan atmak, anneler ve babalar veya onlar gibi davranan kimselerin manevi tazminat isteyebilmesi sonucunu doğurmaz. Bunu, nişanın bozulması sebebiyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusuru olan diğer taraftan talep edebilecektir. Ancak somut durumun koşulları değerlendirildiğinde, yaşanmış bazı olaylardan ötürü anne baba gibi diğer kişilerin de genel hükümlere dayanarak manevi tazminat davası açması ihtimal dâhilindedir.


Örneğin nişanlanan tarafların birbirine karşı sadakat yükümlülüğü olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle nişanlı olmayan sevgililerin birbirlerini aldatması, aralarında henüz sadakat yükümlülüğü doğmamış olduğu için manevi tazminat davası açmak için yeterli olmamakla birlikte eğer arada nişan varsa aldatma sebebiyle manevi tazminat davası da açılabilecektir. Ek olarak belirtelim ki bu sebeple manevi tazminat istenebilmesi için önce nişanı bozmak gerekecektir. Bunun dışında örneğin hakaret etmek, fiziksel saldırıda bulunmak gibi durumlar manevi tazminatı gerektirecektir.




İADEYE İLİŞKİN AÇILACAK DAVALARDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ NEDİR?

Boşanmada olduğu gibi nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları da nişanın bozulması tarihinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır.




UYGULAMAYA YANSIYAN YARGITAY KARARLARI

Taraflar Arasında Yalnızca İmam Nikâhı Olması Durumunda Görevli Mahkeme “…Somut olayda; mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde “davaya aile mahkemesi sıfatı ile bakılmasına” karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece “nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin deri verilmesi” olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikâhı yapıldığını, resmi nikâh olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikâh teklifine rağmen davalının resmi nikâh yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde; temyizen incelenmesi talep edilen eldeki davada talep, nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, uyuşmazlık çözümünün haksız fiile ilişkin olduğu gözetilerek, bu çerçevede değerlendirme yapılması ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığı çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevine girmesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması nedeniyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış…” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/1159 Esas, 2018/11427 Karar


Taraflar Arasında Yalnızca İmam Nikâhı Olması Durumunda Görevli Mahkeme “…Somut olayda; mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde “davaya aile mahkemesi sıfatı ile bakılmasına” karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece “nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin deri verilmesi” olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikâhı yapıldığını, resmi nikâh olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikâh teklifine rağmen davalının resmi nikâh yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde; temyizen incelenmesi talep edilen eldeki davada talep, nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, uyuşmazlık çözümünün haksız fiile ilişkin olduğu gözetilerek, bu çerçevede değerlendirme yapılması ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığı çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevine girmesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması nedeniyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış…” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/1159 Esas, 2018/11427 Karar


Taraflar Arasında Yalnızca İmam Nikâhı Olması Durumunda Görevli Mahkeme “…Somut olayda; mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde “davaya aile mahkemesi sıfatı ile bakılmasına” karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece “nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin deri verilmesi” olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikâhı yapıldığını, resmi nikâh olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikâh teklifine rağmen davalının resmi nikâh yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde; temyizen incelenmesi talep edilen eldeki davada talep, nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, uyuşmazlık çözümünün haksız fiile ilişkin olduğu gözetilerek, bu çerçevede değerlendirme yapılması ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığı çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevine girmesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması nedeniyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış…” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/1159 Esas, 2018/11427 Karar


Kullanılmakla Eskiyen ya da Tüketilen Eşyaların Mutad Hediye Kabul Edilerek İadesine Karar Verilemez ise de, Altın Ve Ziynet Eşyaları Mutad Dışı Hediye Kabul Edilerek İadesine Karar Vermek Gerekir. “…Dava: Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin iadesi, olmazsa bedeli olan 4.790.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tara­fından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü: Karar: Davada, nişanın haksız bozulması nedeniyle, 7 adet burma bilezik, 2 adet bileklik, 1 adet zincir, 5 yüzük, 2 küpe, 1 kol saati, 15 çeyrek altın, 8 tepsi baklava, 1 mont, 2 takım elbise, 100.000.000 lira orkestra ve 200.000.000 lira taksi ücreti, 600 Dolar para olmak üzere toplam 4.790.000.000 liralık hediyelerin aynen iadesi, olmazsa bedelin tahsili istenilmiş, mahkemece hediyeler mutad (alışılmış) kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, MK'nun 86. (TMK'nun 122) maddesi ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre kullanılmakla eskiyen ya da tüketilen eşyaların mutad hediye kabul edilerek iadesine karar verilemez ise de, altın ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye kabul edilerek iadesine karar vermek gerekir. Aksinin kabulü davalı nişanlının haksız zenginleşmesinin kabulü anlamına gelir ki hukuken haksız iktisap korunamaz. O nedenle, nişanlıya verildiği kabul edilen altın ve ziynet eşyaları yönünden davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bunlar yönünde de davanın reddi doğru görülmemiştir. Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi…” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 6843/7705 11.07.2005


Nişan Yüzüğü Dışındaki Ziynet Mutat Hediye Olmayıp İadesi Gerekir. “…Dava dilekçesinde, davalıya nişanda takılan kolye, bilezik, künyeden oluşan altın set ile 1 alyans ve 1 çeyrek cumhuriyet altının aynen iadesi, olmadığı takdirde 2.340.000.000 lira bedelinin tahsili istenilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna, yöredeki örf ve âdete göre dava konusu ziynetlerin alışılmış hediyelerden olduğundan bahisle iadesi istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. TMK'nun 122. maddesine (743 Sayılı MK'nun md.86/2) göre, nişanın bozulması halinde, alışılmışın dışındaki hediyelerin aynen, mevcut değil ise, karşılığı olan bedel sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri verilir. Nişan hediyelerinin mutat sayılabilmesi, yöresel örf ve âdete göre verilen hediyelerden olması yanında maddi değerinin de günün koşullarına göre fahiş olmayan hediyelerden bulunmasına bağlı olup bu fahişlik olgusu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumları ile ölçülmelidir. Nişanlının mali gücünü aşarak verdiği hediyenin onun yönünden mutat sayılması ve fahiş olmayacağının kabulü düşünülemez. Aksi halde, hediye verilen nişanlının haksız zenginleşmesine yol açılmış olur. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre de nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyası mutat hediye kapsamında olmayıp iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir. Belirtilen nedenlerle nişan yüzüğü dışındaki, niteliği itibariyle mutat olmayan davacı istemlerinin kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi…” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 13785/13931 16.12.2004


Nişanın Bozulması Nedeniyle Hediyelerin Geri Alınması İstemine İlişkin Davalarda TMK’nın 86. Maddesi’ne Göre Kusur Aranmamakla Birlikte Dava Konusu Yapılan Hediyelerin Ve Özellikle Ziynet Eşyalarının Mutad Olup Olmadığının Tespiti Konusunda Sadece Yöresel Örf Ve Adetlerin Varlığı Yeterli Olmayıp Tarafların Usulünce Araştırılıp Saptanacak Mali Ve Sosyal Durumlarının da Dikkate Alınması Gerekir. “…Dava: Dava dilekçesinde 763.000.000 lira maddi, 1.000.000.000 lira manevi tazminatın karşı dava ile de 1.745.000.000 lira talep bedeli ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatı faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada, nişanda takılan hediyelerin iadesi ve tazminat istenilmektedir. Davacı, Hasan Hüseyin Ç. davalı ile 07.05.2000 tarihinde nişanlandıklarını, nişanda 3 adet burma bilezik, 1 adet 22 ayar set, kol saati, Alyans-taşlı yüzük takılıp muhtelif hediyelerin verildiğini ancak 20.07.2000 tarihinde davalının kusuru ile nişanın bozulduğunu ileri sürerek hediyelerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 1.378.500.000 liranın tahsili, yapılan masraflar karşılığı 763.000.000 lira maddi tazminat ile duyduğu aşırı üzüntü ve çevresinde küçük düşmüş olması nedeniyle 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise karşı dava ile davalı-karşı davacıya 1 adet künye ve 1 alyans ile muhtelif hediyeler verdiğini nişan hediyelerinin aynen iadesi, olmadığı takdirde 680.000.000 liranın, 565.000.000 lira maddi tazminatın ve nişanın bozulması sonucunda şahsi hakları ağır surette rencide olduğundan 10.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece her iki davanın da reddi cihetine gidilmiş olup, hüküm taraflarca temyiz edilmektedir. Hükme dayanak yapılan sıfatı belirsiz bilirkişi raporunda Eskişehir ilçe ve köylerinde, belirtilen tüm altın ziynetlerin ve hediyelerin mutad olduğu belirtilmiş ve bu gerekçeyle dava reddedilmiştir. Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri alınması istemine ilişkin davalarda TMK’nın 86. maddesine göre kusur aranmamakla birlikte dava konusu yapılan hediyelerin (ve özellikle ziynet eşyalarının) mutad olup olma­dığının tespiti konusunda sadece yöresel örf ve adetlerin varlığı yeterli olmayıp tarafların usulünce araştırılıp saptanacak mali ve sosyal durumlarının da dikkate alınması gerekir. Kaldı ki altınlar, mutad eşya kapsamında sayılmamaktadır. Davalı (karşı davacı) ise davacıya bir adet altın künye hediye ettiğini iddia etmiş, davalı ise kullanamadığı için diğer altınlarla birlikte saklanması için davacı-karşı davalı Filiz'e teslim ettiğini savunmuştur. Bu durumda künyenin saklanmak üzere davalı-karşı davacıya iade edildiğini ispat külfeti davalıda olup bu hususun tespitinden sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. O halde, belirtilen nedenlerle, tarafların mali ve sosyal durumlarının da usulünce araştırılarak buna dair belirlenen yöresel örf ve adet ölçüleriyle beraber değerlendirmek ve alyans dışında altınların mutad hediyelerden olmadığı da gözetilmek ve de tüm bu yönleri içerecek nitelikte yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi icabederken, bu yönlerden eksik inceleme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi…” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 5584/5991 27.05.2002


Nişanda Takılan Ziynet Eşyalarından Oluşan Hediyelerin (İtiraz Vaki Olduğu Takdirde) Dava Tarihindeki Değerleri de Bilirkişi Aracılığıyla Tesbit Edilerek Bunların Mutad Dışı Olup Olmadığının Usulünce Belirlenmesi Ve Ancak Mutad Dışı Olanlarının (Mevcutsa Aynen, Değilse Bedel Olarak) İadesine Karar Verilmesi İcabeder. “Dava ve Karar: Dava dilekçesinde, nişanın bozulması nedeniyle 5.450.000 lira tutarında ki hediyelerin aynen veya bedelen faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü cihe­tine gidilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik gö­rülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece uygulanan TMK.’nun 86. maddesi, 23.11.1990 tarihinde yürürlüğe giren 3678 sayılı Kanunla değişti­rilmiş olup, nişan hediyelerinden yalnızca mutad dışı olanların geri istenebileceği hükmü getirilmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan, öncelikle sözü edilen yeni hükmün uygulanıp uygulanamayacağı yönünden nişanın bozulduğu tarihin saptanması gerekir. Nişan, 23.11.1990 tarihinden sonra bozulmuş ise; o zaman anılan kanun maddesinin yeni hükümleri uygulanacağından, dava konusu yapılan ve altın ziynet eşyalarından oluşan hediyelerin (itiraz vaki olduğu takdirde) dava tarihindeki değerleri de bilirkişi aracılığıyla tesbit edilerek bunların mutad dışı olup olmadığının usulünce belirlenmesi ve ancak mutad dışı olanlarının (mevcutsa aynen, değilse bedel olarak) iadesine karar verilmesi icabeder. O halde belirtilen şeklide işlem ve incelemeler yapılarak sonuçlarına uygun bir karar verilmesi gerekirken bu yönlerden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de; davada hiçbir delil toplanmadığı halde, kararın gerekçe bölümüne (tarafların tüm delilleri dosyaya celp ve tetkik edilmiştir) sözlerinin yazılması dosya kapsamına aykırıdır. Sonuç: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 3340/16200 11.10.1993





Avukat Gökhan Sarı Hukuk Bürosu

Hukuki sorunlarınıza dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı sitemiz üzerinde bulunan Whatsapp iletişim butonunu kullanarak bize yöneltebilirsiniz.


32 görüntüleme0 yorum