VASİYETNAME NEDİR? VASİYETNAMENİN AÇILMASI, VASİYETNAMENİN İPTALİ, VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI


VASİYET NEDİR?

Vasiyet, miras bırakan kişinin bir kişiyi mirasçısı olarak atamadan ona sadece belli bir mal veya hakkı vasiyetname ile ölümünde sonra geçerli olarak bağışlamasını ifade eden bir tür ölüme bağlı tasarruftur. Bu türden ölüme bağlı tasarruflara belirli mal vasiyeti adı verilmektedir. Vasiyetname düzenleyen kişi, vasiyetnamesinde kendisine mirasçı olacak kişileri belirleyebilir, mallarının nasıl paylaştırılacağını veya kimlere ne şekilde verileceğini açıklayabilir.


Belirli mal vasiyetiyle kendisine bir mal veya hak bırakılmış kişi, mirasbırakan kişinin mirasçısı sıfatını almaz. Bu kişi mirasçı olarak değil vasiyet alacaklısı olarak adlandırılır ve hukuki konumu mirasçılardan farklıdır. Vasiyet alacaklısına bırakılan mal ise vasiyet alacağı olarak adlandırılır. Vasiyet alacağının alacaklısı lehine vasiyet yapılan kimse iken borçlusu genellikle mirasbırakanın mirasçılarıdır. Bir başka deyişle vasiyet alacaklısına kendisine bırakılan malı verme borcu mirasçılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir borçtur.




MİRAS BIRAKANIN VASİYETNAME DÜZENLEME ŞARTLARI NELERDİR?

Vasiyetname yapabilmek için öncelikle on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayrıt etme gücüne sahip olmak gerekir (Türk Medeni Kanunu’nun 502. maddesi). Vasiyetname yapılırken miras bırakanın uyması gereken şekil kuralları ile bazı sınırlamalar bulunmaktadır. Miras bırakan terekenin üzerinde sınırsız tasarruf hakkına sahip değildir. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf hakkı, yani vasiyetname düzenleme hakkı, “saklı paylı mirasçıların saklı paylarını” ihlal etmemelidir. Miras bırakan, ancak bu saklı paylara dokunmayacak şekilde tasarrufta bulunabilir.


Vasiyetname yaparken uyulması gereken kanuni şekil şartları mevcuttur. Medeni Kanuna göre üç şekilde vasiyetname yapılabilir:

  • Resmi vasiyetname (TMK madde 532-537),

  • El yazılı vasiyetname (TMK madde 538),

  • Sözlü vasiyetname (TMK madde 539-541).




VASİYETNAME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

  1. Resmi vasiyetname: Vasiyetçinin iki tanık huzurunda notere düzenlettirdiği vasiyetnamedir (TMK madde 532-537).

  2. El yazısı vasiyetname: Baştan sona bizzat vasiyetçinin el yazısı ile yazılmış ve el ile imza edilmiş, düzenleme yeri ve tarihi belirtilmiş vasiyetnamedir (TMK madde 538).

  3. Sözlü vasiyetname: Yakın ölüm tehlikesi, bulaşıcı hastalık, deprem, savaş gibi olağanüstü hallerde vasiyetçi resmi ya da kendi el yazısı ile vasiyetname düzenleyemeyecek halde ise iki tanık huzurunda sözlü olarak vasiyette bulunabilir. Buna sözlü vasiyet denir. Bu halde tanıkların en kısa sürede durumu açıklayan bir tutanak düzenleyerek hakime başvurmaları gerekir (TMK madde 539-541).




RESMİ VASİYETNAME NEDİR? RESMİ VASİYETNAME NASIL DÜZENLENİR?

Resmi vasiyetname, resmi memur tarafından iki tanığın katılmasıyla düzenlenir. Vasiyetnameyi düzenleyecek resmi memur; Sulh hâkimi, noter veya kanunda kendisine yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. Ancak kanunda sayılan bazı kişiler vasiyetnamenin hazırlanmasında resmi görevli memur veya tanık olarak bulunamazlar. Bunlar;

  • Fiil ehliyeti bulunmayanlar,

  • Kamu hizmetinden yasaklılar,

  • Okur-yazar olmayanlar,

  • Miras bırakanın eşi, alt ve üst soy kan hısımları, kardeşleri, bunların eşleridir (TMK. madde 536).


Bunlardan birinin resmi memur veya tanık olarak katıldığı resmi vasiyetname şekil yönünden sakat olur ve iptali istenebilir. Ayrıca resmi vasiyetname ile vasiyetname düzenlenmesine katılan resmi memur veya tanıklar, bunların alt soy-üst soy hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşlerine bir kazandırmada bulunulamaz (TMK. madde 536/2). Bu kişilere resmi vasiyetname yolu ile kazandırmada bulunulması halinde, ölüme bağlı tasarrufun tamamı değil, sadece bu kısmın iptali gerekir (TMK. madde 558).


Resmi vasiyetname, “okunarak ve imzalanarak yapılan” ve “okunmadan ve imzalanmadan yapılan” vasiyetnameler olarak ikiye ayrılır:

  • Vasiyetçinin bizzat okuması ve imzalaması gereken resmi vasiyetnamede; vasiyetçi son arzularını yazılı veya sözlü olarak resmi memura bildirir. Resmi memur bu arzuları içeren vasiyetnameyi hazırlar ve okuması için vasiyetçiye verir. Vasiyetname okunduktan sonra uygun bulunursa vasiyet eden tarafından imzalanır. Resmi memur da tarih koyarak kendisi imzalar (TMK madde 533). Tarih, vasiyetnamenin geçerlilik koşuludur. İmzalanmadan önce vasiyet eden tarafından okunması da vasiyetnamenin geçerlilik şartlarından bir tanesidir. Vasiyetnameye tarih atılıp imzalandıktan sonra vasiyet eden vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memur huzurunda iki tanığa söyler. Tanıklar da bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve vasiyet edenin tasarrufa ehil olduğunu vasiyetnameye yazarak altını imzalarlar. Bu işlem de vasiyetnamenin geçerlilik şartıdır. Tüm bu işlemlerin aynı zaman diliminde, yani önemli bir aralık girmeden tek bir işlem gibi yapılması gerekir.


  • Okumadan ve imzalanmadan yapılan resmi vasiyetnamede; vasiyet eden beyanlarını resmi memura bildirir ve resmi memur bu beyanlara uygun olarak vasiyetname metnini düzenler. Bu metni iki tanık huzurunda vasiyet edene okur. Okuma işlemini bizzat resmi memur yapmak mecburiyetindedir. Metin okunduktan sonra vasiyet eden bunun isteklerine uygun olduğunu beyan eder ve bunun üzerine tanıklar da metnin kendi huzurlarında vasiyetçiye okunduğunu ve bunun vasiyetçi tarafından uygun bulunduğunu, vasiyetçinin vasiyet yapmaya ehil olduğunu yazarak şerh ederler ve metni imzalarlar. Ardından resmi memur da tarih yazarak metni imzalar (TMK madde 535). Bu vasiyetname türünü hem okuma yazma bilenler hem de bilmeyenler yapabilir.

EL YAZISI İLE VASİYETNAME NEDİR? NASIL YAPILIR?

El yazılı vasiyetname TMK madde 538’de düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’na göre el yazısı ile yapılan vasiyetnamede; metnin tümünün vasiyetçinin el yazısı ile yazılması mecburidir. Vasiyetnamenin el yazısı ile yazılması mecburiyetine tarih ve imza hususları da dahildir. Bu şekilde vasiyetnamenin başkaları tarafından tahrif edilmesi önlenmek istenmiştir. Vasiyetçi, bu vasiyetname türünü kendi el yazısı ile yazmak ve tarih atarak imzalamak zorundadır. Aksi takdirde şekil şartlarına uyulmamış olur. Bu durumda vasiyetname şekil eksikliğinden yoklukla sakat olur. Bu vasiyetname türü ancak okuma-yazma bilen kişilerce düzenlenebilir. Okuma yazma bilip de başka bir engel nedeni ile yazı yazmayanlar bu vasiyetname türünü yapamazlar.


Tahrip edilmiş bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için kalan kısmın bir bütünlük oluşturması ve yırtılan ya da karalanan kısmın vasiyetnamenin olmazsa olmaz parçasını teşkil etmemesi gerekir.


Vasiyetnameye yapılacak ekleme ve çıkarmalar vasiyet edenin kendi el yazısı ile yazılmak zorundadır. Vasiyetname birden fazla günde hazırlanmışsa düzenleme tarihi olarak vasiyetnamenin tamamlandığı gün yazılmalıdır.


İmzanın el yazısı ile atılması gerekir. Başka hiçbir şekilde atılan imza geçerli olmaz. İmza vasiyet metninin en alt kısmına atılmalıdır. İmza olmayan vasiyetname şekil yönünden eksik olduğundan iptali talep edilebilir. Hatta, imza olmayan vasiyetnamelerde vasiyet yapma iradesinin olmadığı ve dolayısıyla bunun yokluk ile geçersiz olduğu ileri sürülebilir.


El yazılı vasiyetname düzenlendikten sonra, muhafazası içim açık veya kapalı olarak herhangi bir memura, kuruma ya da bir arkadaşa teslim edilebilir.


SÖZLÜ VASİYETNAME NEDİR? NASIL YAPILIR?

Sözlü vasiyetname, ancak olağanüstü durumlarda düzenlenebilir (TMK madde 539-541). Sözlü vasiyetname şu şartların bulunması halinde yapılabilir:

  • Olağanüstü bir halin varlığı,

  • Sözlü vasiyetname dışında, başka türlü vasiyet yapma imkânının olmaması gerekir.


Sözlü vasiyet türünün şartları oluşsa dahi resmi veya el yazılı vasiyetname yapma olanağı varsa, bu takdirde sözlü vasiyet geçersiz hale gelir. TMK m.539’da sayılan olağanüstü haller sınırlı bir şekilde sayılmış değildir. Olağanüstü durum vasiyetin yapıldığı esnada mevcut olmalıdır. Örnek olarak “ölüm tehlikesi” veya “ulaşımın kesilmesi” verilebilir.


Sözlü vasiyetname, vasiyetçinin son arzularını iki tanığa anlatması ve tanıkların da vasiyetçinin bu arzularını belgelemeleri ile oluşur. Vasiyetçi ölümünden sonra gerçekleşmesini arzu ettiği isteklerini iki tanığa aynı zamanda söyler ve bu arzularını belgelendirmelerini ister. Tanıklar bu görevi kabul etmek mecburiyetinde değildir. Sözlü vasiyetnamenin geçerli olması için, vasiyetname tanıkları iki şekilde hareket ederek sözlü vasiyete geçerlilik kazandırabilir:


  • Sözlü vasiyetnamede birinci yöntem; tanıklardan biri doğrudan vasiyetçinin arzularını kendi el yazısı ile yazar, tarihi ve yeri belirtir, diğer tanık da düzenlenen belgeye imza atar. Tanıklar bu belgeyi zaman kaybetmeden bir Sulh veya Asliye Hukuk Mahkemesine teslim eder. Tanıklar bu belgeyi mahkemeye verirken vasiyet koşullarının gerçekleştiğini, vasiyetçiyi ehil gördüklerini, olağanüstü hal içinde vasiyetçinin kendilerine son isteklerini sözlü olarak beyan ettiğini belirtirler.

  • Sözlü vasiyetnamede ikinci yöntem; tanıklar vasiyetçinin beyanlarını yazıya geçirmek yerine vakit kaybetmeksizin hâkime sözlü olarak iletebilirler. Her iki tanığın beyanları hâkim tarafından tutanağa geçirilerek belgelenmiş olur. Tanıklar, ancak objektif sebeplerle vasiyetnamenin hâkime ulaştırılmasını geciktirebilirler.


Sözlü vasiyetnamenin hâkim tarafından onaylanmasının kanunda bazı istisnaları da vardır. Bu istisnalar şunlardır:

  • Askerler için teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay sözlü vasiyeti hâkim yerine onaylayabilir.

  • Ülke sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunan kişiler için o araçtan sorumlu kişi hâkim yerine geçer.

  • Sağlık kurumlarında tedavi görenler için de sağlık kurumunun en yetkili kişisi hâkim yerine geçer (TMK madde 540).


Sözlü vasiyet yapılmasına yol açan olağanüstü halin ortadan kalkmasından itibaren bir ay sonra, vasiyetçi hala hayatta ise, sözlü vasiyet mahkeme kararına gerek olmadan kendiliğinden hükümsüz hale gelir (TMK. madde 541). Bu durumda vasiyetname hiç yapılmamış gibi geçmişe yönelik olarak hükümsüz olur. Bu bir aylık süre dolmadan vasiyetçinin ölmesi halinde vasiyet sürekli olarak geçerli hale gelir.

VASİYETNAME NASIL AÇILIR?

Vasiyetnameler geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden itibaren bir ay içinde açılır. Sulh hukuk hâkiminin görevi vasiyetnameyi açmak, okumak ve ilgililere tebliğ etmektir. Bunun dışında Sulh Hâkimi, eda hükmü içeren karar veremez. Vasiyetname Sulh hâkimince açılıp okunmadıkça doğrudan tapuya götürülerek işlem yapılamaz.


Vasiyetnamenin açılmasında görevli mahkeme, vasiyetçinin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesidir.


Vasiyetnameyi düzenleyen ve saklayan daire veya saklamayı kabullenen ya da ölenin evrakı arasında bulan herkes sulh hâkimine vermekle yükümlüdür (TMK. madde 595/2,537). Sulh hâkimine verildiği günden itibaren en geç bir ay içinde, vasiyetnamenin sulh mahkemesince açılması gerekir (TMK. madde 596). Bunun için vasiyetnamenin açılacağı gün mirasçılara ve diğer ilgililere tebligat çıkarılarak davet edilir. Davete rağmen hiç kimse gelmemiş olsa bile vasiyetname açılır. Sulh hâkimi vasiyetnameyi açıp okur ve durumu tespit eden bir tutanak düzenlenir. Hâkim, kâtip ve hazır olan ilgililer tarafından imzalanır (İlgili Tüzük md.36).




VASİYET ALACAKLISI KİMDİR?

Vasiyet alacaklısı vasiyetnamedeki miras üzerinde hak ve pay sahipliği olmayan sadece belirtilen herhangi bir malın kendisine bırakıldığı kişidir. Vasiyetnameyi düzenleyen kişinin herhangi bir malını özellikle kime bıraktığını belirtmesi o kişiyi vasiyet alacaklısı yapmaktadır. Örneğin vasiyetnameyi düzenleyen kişi antika yemek masasını ya da Kumburgaz’daki yazlığını kendisine bakan bakıcısına bırakması üzerine artık bakıcısı vasiyet alacaklısıdır.


Vasiyet alacaklısı kendisine bırakılan mal üzerinde tasarrufta bulunabilmesi, mirasçıların kendi paylarında tasarrufta bulunması kadar kolay değildir. Nitekim mirasçılar kendilerine bırakılan miras üzerinde veraset ilamını aldıktan sonra diledikleri gibi tasarrufta bulunabilirler. Ancak vasiyet alacaklısı tasarrufta bulunabilmesi için vasiyetnamenin tenfizini gerçekleştirmesi gerekir. Ayrıca, Vasiyetnamenin tenfizini isteyerek mirasçıların vasiyet alacaklısı olduğu malı kendisine verilmesini talep eder.

VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR?

Vasiyetnamenin iptali şu nedenlerle dava konusu edilebilir:

  • Vasiyetname vasiyet edenin tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılmışsa,

  • Vasiyetname yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu yapılmışsa,

  • Vasiyetnamenin içeriği, bağlandığı koşullar veya yükümlülükler hukuka ve ahlaka aykırı ise,

  • Vasiyetname kanunda belirtilen şekil şartlarına aykırı yapılmış ise iptali istenebilir.


İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. İptal davası vasiyetnamenin tamamı veya bir kısmının iptaline ilişkin olarak açılabilir.


İptal davası, vasiyetname yoluyla vasiyetnamenin yapılmasına katılmış kişilere, eşlerine veya hısımlarına kazandırmada bulunmadan kaynaklanan sakatlığa dayalı ise vasiyetnamenin tamamı değil, sadece bu kazandırmalar iptal edilir.


İptali mümkün vasiyetnameler, iptal davası neticesinde iptal edilmeden kendiliğinden ortadan kalkmazlar. İptali mümkün vasiyetnameler, iptal davası açılarak kesin yargı kararı alınıncaya kadar hükümlerini sürdürürler. İptal davasının kesinleşmesiyle birlikte mahkeme hükmü geçmişe yönelik olarak sonuç doğurur.


Vasiyetnamenin iptali davalarında görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Vasiyetnamenin iptali davası vasiyetçinin son yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır.


Vasiyetin açılmasının ve itiraz sürelerinin geçmesinin ardından lehine belirli bir mal vasiyet edilmiş vasiyet alacaklısı bu malı mirasçılardan talep eder. Ancak yasal mirasçılar vasiyet alacaklısına bırakılan malı vermek konusunda çok istekli olmayabilir. Bu sebeple özellikle taşınmaz malların tapuda devri için lehine belirli bir gayrimenkul bırakılmış olan vasiyet alacaklısının, vasiyetin tenfizi davası açarak mahkemeden söz konusu gayrimenkulün kendisine devredilmesini istemesi gerekir. Bu davanın neticesinde; hâkim vasiyeti inceler ve vasiyet alacaklısı lehine belirli bir gayrimenkul bırakıldığına kanaat getirirse söz konusu gayrimenkulün tapu sicilinde vasiyet alacaklısı adına kaydedilmesine karar verir.


Vasiyetnamenin açılmasının ardından mirasçıların vasiyetin iptalini istemek için 1 yıl hak düşürücü süreleri bulunmaktadır. Mirasçılar bu bir yıllık süre içerisinde vasiyetin kanuni şekil şartlarını taşımadığını ya da hata, hile veya tehdit altında düzenlendiğini iddia ederek vasiyetnamenin iptalini talep edebilir. Mirasçılar söz konusu iddialarını ispat edebilirse vasiyetin iptaline karar verilir ve bu durumda vasiyetle lehine belirli bir mal bırakılmış olan vasiyet alacaklısının da herhangi bir hakkı kalmaz.


Lehine belirli bir mal vasiyet edilmiş vasiyet alacaklısının bu malın kendisine verilmesini yani vasiyetnamenin tenfizini talep edebilmesi için yasal mirasçılar tarafından vasiyetin iptalinin talep edilebileceği 1 yıllık süreyi beklemeye gerek yoktur. Vasiyet alacaklısı vasiyetin tenfizi davasını vasiyetin açılmasının akabinde hemen açabilir.


Ancak vasiyetnamenin tenfizi davası açıldıktan sonra yasal mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptali davası açılırsa bu durum bekletici mesele yapılır ve vasiyetnamenin tenfizi davası vasiyetnamenin iptali davası sonuçlanana kadar bekletilir.


Vasiyetin iptali davası neticesinde mahkeme vasiyetnamenin iptaline karar verirse vasiyetnamenin tenfizi davası da konusuz kalır. Bu durumda dava açılırken alınan mahkeme harç ve masrafları da vasiyet alacaklısının üzerinde bırakılır. Ancak vasiyetin iptali davası sonucunda davanın reddine karar verilirse vasiyetnamenin tenfizi davası görülmeye devam edilir ve mahkeme tarafından vasiyet bırakılan malın vasiyet alacaklısı davacı adına tesciline karar verilir.




VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASI NE KADAR SÜRE İÇERİSİNDE AÇILMALIDIR?

Türk Medeni Kanunu’nda vasiyetnamenin iptali davaları açısından üç çeşit hak düşürücü süre öngörülmüştür. Bunlar;

  • Davacının ölüme bağlı tasarrufu, iptal sebebini, kendisinin hak sahibi olduğunu öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü olan ilk süredir. Bu bir yıllık hak düşürücü süre vasiyetname usulüne göre açılıp ilgililerine okunmadan işlemeye başlamaz.

  • İptal davası açma hakkı, herhalde vasiyetname açılma tarihi üzerinden iyi niyetli davalılara karşı on yıllık süre geçmekle düşer.

  • İptal davası açma hakkı, herhalde vasiyetname açılma tarihi üzerinden kötü niyetli davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.


İptal davası bozucu yenilik doğuran bir davadır ve geçmişe etkili sonuç doğurur. İptal davası dava açmayan kişiler için hüküm doğurmaz ve sadece davanın taraflarını bağlar. Yine vasiyetnamenin iptali davası vasiyetnamenin bir kısmı için açılabileceği gibi tamamı için de açılabilir.


VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR?

Vasiyetname ile yapılan ölüme bağlı tasarruflardan en önemlileri mirasçı atama ve mal vasiyetidir. Mirasbırakan bu şekilde ölümünden sonra geride bırakacağı mal varlığının tamamını ya da bir kısmını belirli bir kişiye ya da kişilere devreder.


Mirasbırakanın ölümünün ardından vasiyetnamesi Sulh Hukuk Mahkemesine tevdii edilir. Vasiyetname el yazılı vasiyet ise bu işlemi vasiyeti bulan kişi, genellikle mirasbırakanın mirasçıları yapar. Vasiyetname resmi şekilde düzenlenmişse Noterler vasiyeti Nüfus Müdürlüğü’ne bildirir ve vasiyetname vasiyetçinin nüfus kaydına şerh olunur. Vasiyetçinin ölümünün ardından bu durum Nüfus Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına, Savcılık tarafından ise ölenin son ikametgâhının bulunduğu Sulh Hukuk Hâkimliği’ne bildirilir.


Mahkeme, Noterden vasiyetin bir suretini ister. Hâkim bütün mirasçıları davet eder ve vasiyetname açılır. Vasiyetname açılmasının akabinde mirasbırakanın yasal mirasçıları ve vasiyetnamesinde mirasçısı olmasını istediği kişiler, yani atanmış mirasçılar, mahkemeden kendilerine mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesini talep edebilir. Mirasçılık belgesinde atanmış mirasçılar ve bunların ne oranda mirasçı oldukları da yazılıdır. Mirasçılar bu belge ile miras malları üzerinde tasarruf edebilir. Özellikle terekede bulunan taşınmazlara ilişkin intikal işlemlerini gerçekleştirebilirler.


Ancak mirasbırakan vasiyetnamesinde bir kişiyi mirasçısı olarak atamadıysa, yalnızca belli bir malının bu kişiye verilmesini beyan etti ise burada belirli mal vasiyeti söz konusu olur.


Örneğin mirasbırakan vasiyetnamesinde İzmir’deki yazlık evi Ahmet’e bırakıyorum ya da kütüphanemdeki kitapların hepsini yeğenim Nazlı’ya bırakıyorum demişse burada belirli mal vasiyeti vardır. Nazlı ve Ahmet mirasbırakanın mirasçısı değil vasiyet alacaklılarıdır. Bu sebeple vasiyetnamede kendilerine bırakılması istenen mallar Nazlı ve Ahmet’e kendiliğinden geçmez. Nazlı ve Ahmet’in diğer mirasçılardan bu malların kendilerine verilmesini talep etmeleri yani vasiyetin tenfizini istemeleri gerekir.


Vasiyet alacaklısına bırakılan mal terekede bulunmazsa mirasçıların vasiyet alacaklısına karşı herhangi bir borcu olmaz. Yukarıdaki örnekten yola çıkarsak, mirasbırakan vasiyetnamesini düzenledikten sonra ve ölmeden önce İzmir’deki yazlığını sattı ise mirasçıların Ahmet’e karşı herhangi bir borcu kalmaz. Ancak vasiyet edilen mal terekede mevcutsa mirasçıların bu malları vasiyet alacaklısına vermeleri gerekir. Vermek istemedikleri takdirde lehine belirli mal vasiyet edilen vasiyet alacaklılarının yapılabileceği tek şey vasiyetin tenfizi davası açmaktır. Zira Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca, vasiyetin açıldığı ve mirasçılara okunduğu Sulh Hukuk Mahkemesi aynı zamanda vasiyetin tenfizi için karar verme yetkisine sahip değildir.




VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI NASIL AÇILIR?

Vasiyetin açılmasının ve itiraz sürelerinin geçmesinin ardından lehine belirli bir mal vasiyet edilmiş vasiyet alacaklısı bu malı mirasçılardan talep eder. Ancak yasal mirasçılar vasiyet alacaklısına bırakılan malı vermek konusunda çok istekli olmayabilir. Bu sebeple özellikle taşınmaz malların tapuda devri için lehine belirli bir gayrimenkul bırakılmış olan vasiyet alacaklısının, vasiyetin tenfizi davası açarak mahkemeden söz konusu gayrimenkulün kendisine devredilmesini istemesi gerekir. Bu davanın neticesinde; hâkim vasiyeti inceler ve vasiyet alacaklısı lehine belirli bir gayrimenkul bırakıldığına kanaat getirirse söz konusu gayrimenkulün tapu sicilinde vasiyet alacaklısı adına kaydedilmesine karar verir.


Vasiyetnamenin açılmasının ardından mirasçıların vasiyetin iptalini istemek için 1 yıl hak düşürücü süreleri bulunmaktadır. Mirasçılar bu bir yıllık süre içerisinde vasiyetin kanuni şekil şartlarını taşımadığını ya da hata, hile veya tehdit altında düzenlendiğini iddia ederek vasiyetnamenin iptalini talep edebilir. Mirasçılar söz konusu iddialarını ispat edebilirse vasiyetin iptaline karar verilir ve bu durumda vasiyetle lehine belirli bir mal bırakılmış olan vasiyet alacaklısının da herhangi bir hakkı kalmaz.


Lehine belirli bir mal vasiyet edilmiş vasiyet alacaklısının bu malın kendisine verilmesini yani vasiyetnamenin tenfizini talep edebilmesi için yasal mirasçılar tarafından vasiyetin iptalinin talep edilebileceği 1 yıllık süreyi beklemeye gerek yoktur. Vasiyet alacaklısı vasiyetin tenfizi davasını vasiyetin açılmasının akabinde hemen açabilir.


Ancak vasiyetnamenin tenfizi davası açıldıktan sonra yasal mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptali davası açılırsa bu durum bekletici mesele yapılır ve vasiyetnamenin tenfizi davası vasiyetnamenin iptali davası sonuçlanana kadar bekletilir.


Vasiyetin iptali davası neticesinde mahkeme vasiyetnamenin iptaline karar verirse vasiyetnamenin tenfizi davası da konusuz kalır. Bu durumda dava açılırken alınan mahkeme harç ve masrafları da vasiyet alacaklısının üzerinde bırakılır. Ancak vasiyetin iptali davası sonucunda davanın reddine karar verilirse vasiyetnamenin tenfizi davası görülmeye devam edilir ve mahkeme tarafından vasiyet bırakılan malın vasiyet alacaklısı davacı adına tesciline karar verilir.




VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI KİME KARŞI AÇILIR?

Vasiyetnamenin tenfizi davası mirasbırakanın tüm yasal ve atanmış mirasçılarına karşı açılır. Davanın tüm mirasçılara açılmaması bozma sebebidir. Bu sebeple davada taraf teşkilinin sağlanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dava görülmeye başlanmadan önce mahkeme mirasbırakanın tüm mirasçılarının tespit etmeli ve tüm mirasçılara tebligat çıkarılmalıdır. Mirasçılara ilişkin adres araştırması yapılmasına rağmen adres bilgisine ulaşılamazsa dava mahkeme tarafından ilan edilir. Buna karşılık mirasbırakan vasiyetinde bir vasiyeti yerine getirme görevlisi (vasiyeti tenfiz memuru) atadıysa vasiyetnamenin tenfizi davası doğrudan vasiyeti yerine getirme görevlisine karşı da açılabilir.




VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR?

Vasiyetnamenin tenfizi davasının Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılması gerekmektedir. Vasiyetnamenin tenfizini isteyen vasiyet alacaklısı bu talebini içerir bir dilekçe ile mirasbırakanın son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmalıdır.




VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ VAR MIDIR?

Türk Medeni Kanunu’nun 602. Maddesi gereğince; vasiyet alacaklısının vasiyeti tenfiz davası açma hakkı, lehine belirli bir mal vasiyet edildiğini öğrendiği tarihten ya da vasiyete göre bu mal kendisine daha geç bir tarihte devredilecekse bu tarihten itibaren 10 yıl içinde kullanılmadığı takdirde zamanaşımına uğrar.




VASİYETNAMENİN TENFİZİ İÇİN TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN TALEP EDİLEN BELGELER NELERDİR?

Mirasbırakanın taşınmazlarının mirasçılar adına intikali gerçekleştirilirken Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından bazı belgeler talep edilmektedir. Bunlar genel olarak taşınmazın kendi adına tescilini talep eden kişilerin mirasçı olup olmadığını ispata yarar belgelerdir. Söz konusu belgelerin nelerden ibaret olduğunu incelerken yasal ve atanmış mirasçılar ile lehine belirli bir gayrimenkul bırakılmış vasiyet alacaklısını birbirinden ayırmak gerekir.


Yasal ve Atanmış Mirasçıların Tescil Talepleri İçin Talep Edilen Belgeler

Vasiyetnamenin açılmasının ve itiraz/iptal sürelerinin tamamlanmasının ardından yasal ve atanmış mirasçılar sulh hukuk mahkemesinden kendilerine mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesini isteyebilir. Bu belgede tüm mirasçılar ve bunların miras payları gösterilmektedir. Bu sebeple mirasbırakanın yasal ve atanmış mirasçıları tapu sicilinde gerçekleştirilecek intikal işlemleri için yalnızca veraset ilamı yeterlidir. Yasal ve atanmış mirasçıların her biri tek başına veraset ilamını göstererek taşınmazın mirasçılar adına tescilini isteyebilir. Tescil tüm mirasçılar adına yapılır. Tüm mirasçılar taşınmaza el birliği ile malik olur. Ancak mirasçıların tümü tapu sicil müdürlüğüne birlikte giderek taşınmazın paylı mülkiyet olarak tescilini talep ederse taşınmaz, mirasçılara paylı mülkiyet şeklinde intikal eder ve her mirasçı kendi payı üzerinde diğer mirasçılardan bağımsız olarak tasarruf edebilir.


Vasiyet Alacaklısının Tescil Talebi İçin Gerekli Belgeler

Taşınmazın vasiyet alacaklısı adına tescili işlemi üç şekilde gerçekleşebilir;

  • Tescil vasiyet alacaklısı adına mirasçılar tarafından talep edilebilir: Mirasbırakanın yasal mirasçılarının vasiyet alacaklısı adına tapuda işlem yapabilmek için mirasçılık belgesi, onaylı vasiyetname örneği ve tenfiz davası neticesinde verilmiş mahkeme kararı gerekir. Bu belgelerle birlikte tapu müdürlüğüne gidildiğinde mirasbırakan adına kayıtlı gayrimenkul vasiyetçi adına tescil edilebilir.

  • Tescil vasiyet alacaklısı adına vasiyeti yerine getirme görevlisi tarafından talep edilebilir: Mirasbırakan vasiyetnamesinde vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmış ise, vasiyeti yerine getirme görevlisi de miras bırakılan malın vasiyet alacaklısı adına tescilini isteyebilir. Bunun için öncelikle onaylı vasiyet örneğinin ibraz edilmesi şarttır. Ancak vasiyeti tenfiz davası neticesinde verilecek mahkeme kararına gerek yoktur. Bu sebeple vasiyeti yerine getirme görevlisinin bulunması vasiyet alacaklısı için büyük bir kolaylık getirir. Ancak yine de tapu tescil işlemleri için ödenmesi gereken harç ve masrafların vasiyet alacaklısı tarafından ödenmesi gerekmektedir.

  • Tescil bizzat vasiyet alacaklısı tarafından talep edilebilir: Lehine belirli bir gayrimenkul bırakılmış vasiyet alacaklısının durumu farklıdır. Öncelikle vasiyet alacaklısı mirasçı kabul edilmemektedir. Bu sebeple tapu müdürlüğünde mirasçılık belgesi (veraset ilamı) gösterebilmesinin imkânı yoktur. Vasiyet alacaklısı kendisine bırakılan taşınmazın adına tescilini talep edebilmek için öncelikle vasiyetnamenin tenfizi davası açmalı ve mahkemeden söz konusu gayrimenkulün adına tescil edilmesi için karar almalıdır. Vasiyet alacaklısı vasiyetnamenin tenfizi mahkeme kararı, kimlik, 1 adet fotoğraf, zorunlu deprem sigortası (binalar için), gayrimenkulün bulunduğu belediye tarafından düzenlenen emlak beyan değeri ve onaylı vasiyetname örneği ile birlikte tapu müdürlüğüne giderek kendisine miras bırakılan taşınmazı üzerine alabilir. Bu işlem için taşınmazın emlak değeri beyanı üzerinden tapu harcı ve bir miktar masraf alınır.

  • Vasiyet Alacaklısı ve Mirasçılar Arasında Protokol Düzenlenmesi Durumunda: Mirasçılar ile vasiyet alacaklısı aralarında vasiyetnamede yer alan miras paylaşımına ilişkin bir protokol düzenleyebilirler. Bu durumda bu protokolün vasiyetin tenfizi davasında mahkemeye sunulması ve hâkimin tenfiz kararı verirken protokole atıf yapması gerekir. Böyle bir durumda vasiyetnamenin onaylı sureti ile birlikte bu protokolün de onaylı bir suretinin tapu müdürlüğüne ibraz edilmesi gerekir.




VASİYETİ TENFİZ MEMURU KİMDİR? VASİYETİ TENFİZ MEMURUNUN GÖREVLERİ NELERDİR?

Mirasbırakan vasiyetini hazırlarken, vasiyetinde yer alan son arzu ve isteklerinin yerine getirilmesi için bir veya birkaç kişiyi vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak vazifelendirebilir. Bu kişilere vasiyeti tenfiz memuru denmektedir.


Mirasbırakanın vasiyetnamesinde güvendiği bir kişiyi vasiyeti tenfiz memuru olarak atamasında çok büyük faydalar vardır. Mirasbırakan bu yolla mirasçılarının yalnız kendi çıkarların uygun ve vasiyetnameye aykırı şekilde hareket etmelerini engellemiş olur. Vasiyeti yerine getirme görevlisi adeta mirasbırakanın savunucusudur. Diğer yandan mirasçılar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklara engel olur ve sükunu sağlar. Bu anlamda vasiyeti tenfiz memuru mirasçıların üstünde bir konumdadır.


Vasiyeti tenfiz memurunu sadece mirasbırakan atayabilir. Ancak mirasbırakan vasiyetnamesinde, vasiyeti tenfiz memuru tayin etmeyerek, bu tayin işinin başka bir kişiye bırakmışsa bu da geçerli olur.


Vasiyetname açıldıktan sonra mirasbırakan tarafından vasiyeti tenfiz memurunun atandığı görülürse Mahkeme bu durumu vasiyeti tenfiz memuruna tebliğ eder. Vasiyeti tenfiz memuru tebliğden itibaren 15 gün içinde görevi kabul veya reddeder. Vasiyeti tenfiz memuru olarak atanan kişi bu görevi kabul etmek zorunda değildir. Zira görevi kabul etmenin doğuracağı bazı yükümlülük ve sorumluluklar mevcuttur. Tebliğden itibaren 15 gün içerisinde cevap vermediği takdirde vasiyeti tenfiz memurunun bu görevi kabul ettiği varsayılır.


Vasiyeti tenfiz memuru hizmetlerine karşılık uygun bir ücret isteyebilir. Vasiyeti tenfiz memuruna verilecek ücret hakkında vasiyetnamede bir hüküm varsa ücret buna göre takdir olunur. Ancak vasiyetnamede vasiyeti tenfiz memuru hiç ücret almasın gibi bir hüküm varsa bu hüküm uygulanmaz.




VASİYETİ TENFİZ MEMURUNUN YETKİLERİ NELERDİR?

Vasiyeti tenfiz memurunun yetkileri vasiyetnamede belirtilir. Belirtilmemişse kanuna göre takdir olunur. Vasiyeti yerine getirme görevlisi genel itibariyle mirasbırakanın son isteklerinin yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla yükümlüdür.


Vasiyeti tenfiz memuru göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, mirasbırakanın alacaklarının ve borçlarının listesini düzenler. Bu işlem süresince mümkün olduğu takdir de mirasçılar da hazır bulunur.


Miras paylaştırılmadan önce tereke malları vasiyeti tenfiz memurun hâkimiyeti ve idaresindedir. Vasiyeti tenfiz memuru, tereke alacaklarını tahsil eder ve mirasbırakanın borcu varsa bunları tereke malları ile öder. Terekenin paylaştırılmasına ilişkin plan hazırlar.


Vasiyeti tenfiz memuru tereke malları üzerinde tasarruf edebilir. Bu malları satabilir. İpotek koydurabilir ya da üçüncü kişilere intifa hakkı verebilir. Ancak bunun için kendisine vasiyetnamede yetki verilmiş olması ya da sulh hukuk hâkimi tarafından izin verilmesi gerekmektedir. Hâkim izin vermeden önce imkân varsa mirasçıları dinler.


Vasiyeti yerine getirme görevlisi mirasın paylaştırılmasını yapmaya da yetkilidir. Paylaşma mirasbırakanın iradesi doğrultusunda yapılır. Mirasçılar karşı çıksalar bile vasiyeti tenfiz memuru mirasbırakanın vasiyetnamede yer alan talimatlarına uymak zorundadır.


Vasiyeti tenfiz memuru tereke ile ilgili dava ve icra takiplerinde miras ortaklığını temsil eder. Yani miras sebebi ile mirasçılara tümüne açılması gereken davalar sadece vasiyeti tenfiz memuruna açabilir. Aynı şekilde tereke sebebi ile açılması gereken davaları vasiyeti tenfiz memuru tek başına açabilir. Özellikle mirasçı sayısının fazla olduğu durumlarda vasiyeti tenfiz memurunun varlığı dava ve takipler açısından büyük kolaylık sağlar. Zira mirasçıların birlikte hareket etmeleri kuralı dava ve takiplerin uzamasına sebep olmaktadır.


Vasiyeti tenfiz memuru sulh hukuk hakimin denetimi altındadır. Vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetersiz olduğu, ağır ihmalinin bulunduğu veya görevini kötüye kullandığı tespit edilirse görevine geçici veya devamlı olarak son verilir. Vasiyeti tenfiz memuru bu karara karşı 15 gün içerisinde asliye hukuk mahkemesinde itiraz edebilir.


Vasiyeti tenfiz memurunun kusurundan ötürü mirasçıların ya da vasiyet alacaklılarının haklarına zarar gelirse bu kişiler zararı ispat edebildikleri ölçüde vasiyeti tenfiz memurundan tazminat talep edebilir.




BELİRLİ MAL BIRAKMA (MUAYYEN MAL) VASİYETİ NEDİR?

Belirli mal bırakma, mirasbırakanın belli bir mal veya hakkı vasiyetname ile bir başkasına bırakmasıdır (TMK madde 517).


Belli mal vasiyeti, gerçek ve tüzel kişilere hatta tüzel kişilikleri olmamasına rağmen bir amaç etrafında toplanan ve birleşen insan topluluğuna da yapılabilir (TMK madde 517). Ancak, hayvanlara, diğer canlı ve cansız varlıklara mal vasiyeti yapılamaz. Vasiyetnamede bu yönde bir arzu varsa bu mirasçılara yüklenmiş bir yükümlülük sayılır.


Belirli mal bırakma, birden çok kişiye yapılıp da payları belirtilmemişse payların eşit olduğu kabul edilir.


Belirli mal bırakmanın geçerli olabilmesi için, vasiyetnamede öngörülen malın ve bırakıldığı kişinin belli olması veya hiç değilse belli edilebilir olması gerekir. Eğer vasiyetin konusu ve bırakıldığı kişi belli değilse ve belli edilemiyorsa vasiyet geçersiz olur.


Vasiyet edilen belirli mal, miras açıldığı zaman terekede çıkmazsa aksi vasiyetnameden anlaşılmadıkça mirasçıların ifa (yerine getirme) borcu ortadan kalkar. Ancak vasiyetçi terekesinde olmamakla birlikte mirasçılar veya vasiyeti yerine getirme görevlisi tarafından satın alınacak belli bir malı da birine vasiyet edebilir.


Bir kimse intifa hakkına sahip olduğu şeyin, intifa hakkını vasiyet edemez. Çünkü ölümle intifa hakkı sona erer. Bu nedenle vasiyetnamenin bu bölümü hükümsüz sayılır.


Kanuni veya atanmış mirasçıya ayrıca belirli bir malda bırakılabilir. Bu halde kanuni veya atanmış mirasçı mirası reddetmiş olsa bile, kendi lehine vasiyet edilen belirli malı talep edebilir (TMK madde 605).


Vasiyet eden vasiyet ettiği şeyin cinsini ve diğer niteliklerini belirttiği halde bunlardan bir veya bir kaçını seçmek hakkını, lehine vasiyet yapılan kişiye bırakabilir.


Vasiyetçi vasiyetname ile belli bir alacağından vazgeçebilir. Bu halde alacak için ipotek tesis edilmiş ise borçtan kurtulan borçlu vasiyetnameye istinaden ipoteğin terkinini isteyebilir. Vasiyetçi birinden olan ipotekli alacağını bir başkasına temlik de edebilir. Böyle bir halde ise, borçlunun muvafakatına lüzum olmaksızın vasiyetnameye istinaden ipotek alacağı lehine vasiyet edilenin istemi üzerine temlik edilir.


Vasiyet eden mallarının tümü veya bir bölümü üzerinde mirasçılarından birine veya bir kaçına veya üçüncü bir kişiye intifa hakkı da tanıyabilir. Vasiyet eden vasiyetname ile oturma (sükna) hakkı, üst hakkı, geçit hakkı, kaynak hakkı, taşınmaz yükü (gayrimenkul mükellefiyeti) gibi her nevi ayni hakkı vasiyet edebilir. Eğer kendisi veya kendisinin sahibi olduğu bir taşınmaz lehine bu haklar varsa vasiyetname ile bu haklarından feragat da edebilir. Devri mümkün olanları başkasına devredebilir.




MİRASBIRAKAN VASİYETNAMESİNDE TASARRUF EDİLEBİLİR KISMI AŞARSA NE OLACAKTIR?

Medeni Kanunun 506. maddesinde, kanuni mirasçılar için ayrı ayrı saklı pay (mahfuz, verilmesi mecburi hisseler) öngörülmüştür. Vasiyet eden ancak bu paylardan arta kalan kısmı vasiyetname yolu ile başkalarına bırakabilir. Yani, bir kimsenin “...bütün malvarlığımı şu kişiye vasiyet ediyorum” şeklindeki vasiyeti mahfuz hisseleri aşan kısmı için geçerli sayılır. Kanuni mirasçıların saklı paylarının vasiyet yolu ile yok edilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak saklı paylar ihlal edilmiş olsa dahi bunu aramak tapu müdürlüğünün görevi değildir. Saklı payı ihlal edilen mirasçıların dava açmaları gerekir. Bu davaya tenkis davası denmektedir. Böyle bir dava açılmamışsa saklı pay ihlal edilmiş olsa dahi mirasçılık belgesi veya tenfiz kararına istinaden tapu müdürlüğü gerekli tescilleri yapar.




VASİYET DAVALARINA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Vasiyetnamenin Reddi Davasında Görevli Mahkeme

Dava; vasiyetnamenin tenfizi için hukukî bir menfaati kalmadığını belirterek vasiyetin MK’nın 616. maddesi gereğince vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali istemine ilişkindir. Sulh hukuk mahkemesince; vasiyetnamenin reddi davalarının 6100 sayılı Kanunda sayılan sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren ve çekişmesiz yargı işlerinden de olmadığı anlaşıldığından görevszilik kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise; davanın, HMK’nın 382. maddesi kapsamında çekişmesiz yargı işlerinden olduğu, vasiyetin okunması işlemini tamamlayan tek taraflı talep durumundaki davada HMK’nın 383. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Dava, TMK’nın 616. maddesine dayalı olarak açılmış vasiyetnamenin reddi istemini içeren bir davadır. TMK’nın 616 maddesine göre, “Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi halinde, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanır.” Buna göre, vasiyetin reddi ile birlikte vasiyet borcu sona erer. Vasiyet edilen şey, vasiyet borçlusunun olur. Bilindiği üzere, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK ile hukuk mahkemelerinin görevine giren davalar yeniden düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 2. maddesinde, asliye hukuk mahkemelerinin görevine giren davalar sayılmıştır. Buna göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi, diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.” Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra (21.09.2012) açılmış bulunan bu davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu ortadadır (Yargıtay 20.Hukuk Dairesi - Karar: 2015/9266).


Okuma Yazması Olmayanların Resmi Vasiyetname Şekli

TMK m. 535’te okuma yazması olmayan kişilerin düzenleyeceği resmi vasiyetname şekli belirtilmiştir. Buna göre somut olayda okur-yazar olmayan vasiyetçinin düzenlenen vasiyetin son arzularına uygun olduğunu beyan etmesi yeterli değildir. Tanıkların da hem vasiyetin kendi önlerinde vasiyet edene okunduğunu hem de vasiyetçiyi ehil gördüklerini ve vasiyetçinin bunun arzularına uygun olduğunu söylediğini belirterek bu beyanlarının altını imzalamaları gerekir. (Yargıtay 3. HD. 2015/4647 E-2016/2487 K)


Vasiyetnamenin Açılması ve İptali Usulü

Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunludur ve teslimden itibaren bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Bu şekilde vasiyetnamenin usulünce açılıp okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle davaya konu vasiyetnamenin açılıp açılmadığının araştırılması gerekir ve vasiyetnamenin açılmasına dair kararın kesinleşme şerhli kararın da dosyaya konulması gerekir. (Yargıtay 3. HD. 2016/647 E-2016/1999 K)


TMK’nın 595. maddesi gereği miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen Sulh Hakimine teslim edilmesi gerekir. Teslimden itibaren bir ay içinde vasiyetname açılır ve ilgililere okunur. Usulünce açılan ve okunma kararı kesinleşen vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptaline ilişkin dava dosyasına öncelikle vasiyetnamenin açılıp okunduğuna ilişkin kesinleşme şerhli onaylı örneği getirilip konmalıdır. (Yargıtay 3. HD. 2015/68 E.-2015/17708 K.)


Vasiyetnamenin İptali Davasının Dinlenebilmesi İçin Vasiyetnamenin Açılmış Olması Gerekir

Vasiyetnamenin iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre, davacının tasarrufu iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlar. MK 571. Maddesinde dava açma hakkı mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle düşer. Hem iptal hem de tenkis davalarının dinlenebilmesi için öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespit edilmesinin amacı mirasçıları ve lehine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirmek ve bu konuda yasal haklarını kullanmayı temine yöneliktir. Vasiyetname açılmadan 559. Maddede belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamaz. Bu konuda gerekli araştırmalar yapılmadan hüküm kurulması doğru değildir. (Yargıtay 3. HD. 2015/18257E.-2016/374 K.)


Ehliyetsizlik İddiasına Dayalı Vasiyetnamenin İptali Davası

Dava konusu uyuşmazlık, ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak vasiyetnamenin iptaline ilişkindir. Ehliyetsiz olduğu iddia edilen vasiyetçinin vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği konusunda tarafların bilgisine başvurularak, varsa doktor raporları veya tedavi gördüyse buna ilişkin tüm kayıtların eksiksiz getirtilerek dosyaya konması, işlem tarihinde miras bırakanın ehliyetsiz olup olmadığının tespiti için dosyanın ATK’ya gönderilmesi ve buna ilişkin rapor alınması gerekir. Tüm bu işlemler yapılmadan , deliller tam olarak toplanıp bunun sonucunda ATK’dan rapor alınmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesi yerinde değildir. (Yargıtay 3. HD. 2015/18917 E.-2016/412 K.)


Vasiyetnamenin Tenfizinin Hukuki Niteliği

Vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) davaları bir ayni hakkın yerine getirilmesi için değil, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesince açılıp okunan vasiyetnamenin MK m. 595 vd. maddelerinde düzenlenen tebliğ işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra, herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği veya istenmiş ise de reddedildiğinin ve bunun sonucunda kesinleştiğinin tespit edilmesidir. Bu tesbit işlemi başlı başına bir ayni hak geçişini sağlamaz (Yargıtay 3. HD. 2015/1587 E.-2015/20903 K.)


Vasiyetname Açılmadan Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler İşlemez

TMK m. 602 “vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” Vasiyet alacaklısı vasiyetnameden kaynaklanan hakkını vasiyetname açılıp okunmadan kullanamaz. Vasiyet açılıp okunmadan vasiyetin yerine getirilmesi de istenemez. Yine vasiyetname açılmadan vasiyeti öğrenme koşulu da gerçekleşmeyeceğine göre zamanaşımı da işlemeye başlamaz. ( Yargıtay 3.HD. 2014/20723 E.-2015/17293 K.)


Tüm Mirasçılar Çağrılmadan Vasiyetnamenin Okunması Usulu Aykırıdır

Vasiyetname geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden itibaren 1 ay içinde miras bırakanın yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi tarafından açılır ve ilgililere tebliğ edilir. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri taktirde hazır bulunmak üzere çağrılırlar(TMK m. 596/1-2) Somut olayda bilinen tüm mirasçılara tebliğ çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. TMK uyarınca miras bırakanın tüm mirasçıları ve ilgililer usulünce çağrılmadan vasiyetnamenin açılıp okunması doğru değildir. (Yargıtay 3. HD. 2014/19530 E-2014/16709 K.)


Vasiyetnamenin Tenfizi Davaları Ayni Hak Sağlamaz

Vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) diye adlandırılan davalar, bir ayni hakkın tesisini sağlamaz. Yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesi tarafında usulünce açılmış olan vasiyetnamenin TMK 595 vd. maddelerinde belirtilen tebliğ işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra, herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği bu nedenle kesinleştiğinin tespiti içindir. Bu tespit başlı başına bir ayni hakkın geçirimini sağlamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2007/2-2 E. -2007/10 K).


Vasiyetnamenin Tenfizinde Görevli Mahkeme

Vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılması halinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.(Yargıtay 3. HD. 2013/185 E.-2013/1187 K)


Vasiyetnamenin Tenfizinde Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasında yetkili mahkeme Miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kesindir.(Yargıtay 3. HD. 2014/16172 E.-2014/13593 K)


Vasiyetnamenin geçerliliği, miras hukukuna uygun bir şekilde düzenlenmesine bağlıdır. Mirasçılar, geçerli tanzim edilen bir vasiyetnameye karşı vasiyetnamenin iptali davası açamayacağı gibi miras bırakanın son arzularına uygun hareket etmek zorundadır. Bu nedenle vasiyetnamenin hazırlanması süreci mutlaka bir avukat ile yürütülmelidir.

 

Avukat Gökhan Sarı Hukuk Bürosu

Hukuki sorunlarınıza dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı sitemiz üzerinde bulunan Whatsapp iletişim butonunu kullanarak bize yöneltebilirsiniz.

 


322 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör