VELAYET DAVASI VE VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ


VELAYET NEDİR?

Velayet kelimesi, günlük hayatta vatandaşların sıklıkla kullandığı kelimelerden bir tanesidir. Velayet kelimesinin Türk Dil Kurumu’nda ilk karşılığı Velilik olarak gösterilmiştir.

Kanunen reşit olmayan çocukların doğum anından reşit olduğu tarihe kadar geçen dönem içerisinde, çocuğun anne ve baba tarafından bakılması, eğitimi, korunması, yetiştirilmesi, sahip olduğu hakları, mallarının yönetilmesi gibi işlemlerin hepsinin yapılmasına yarayan kavrama velayet denilmektedir. Yasal olarak elinden alınmadıkça velayet hakkı anne ve babaya aittir. Türk Medeni Kanunu’nun 335. Maddenin 1. Fıkrasında da belirtildiği üzere;


“Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.”


Reşit olan ama yasal olarak kısıtlı olan kişilerin (akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlığı, ayyaşlığı nedeniyle mahkeme kararıyla kısıtlanan kişilerin) korunması, temsili veya mallarının idare etme hakkı da velayet hakkının içinde bulunan haklardır.



VELAYETİN KAPSAMI NEDİR?

Anne ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini gözeterek gerekli kararları alır ve uygularlar.


Çocuk, anne ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.


Anne ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar. Önemli hususlarda olabildiğince çocuğun düşüncesini alıp değerlendirirler.


Çocuk, anne ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve kanuni sebep olmadan onlardan alınamaz.


Çocuğun ismini anne ve babası koyar.


Çocuğun velayet hakkı ile anne ve babanın çocuk menfaati adına olan eğitim, sağlık, beslenme gibi her türlü kararların alınmasıdır. Anne ve baba çocuğun korunması için her türlü önlemi almalıdır. Anne ve baba, çocuğun üçüncü kişilere karşı yasal temsilcisidir.


Üvey çocuk üzerinde üvey anne ya da babanın velayet hakkı bulunmamaktadır. Yalnızca öz anne ve babanın velayet hakkı bulunmaktadır. Ancak yine de üvey anne ya da babanın üvey çocuklarına karşılık özen, ilgi göstermelidir.


VELAYET HAKKI KİME VERİLİR?

Velayet hakkı sadece anne ve babaya aittir. Türk Medeni Kanunu’nun 336. Maddesinin ilk fıkrasında da belirtildiği üzere;


“Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar.”


Akrabalık derecesi ne kadar yakın olursa olsun velayet hakkı verilmez, ancak vesayet hakkı verilebilir. Boşanma davası sonlanma tarihine kadar çocuğun velayet hakkı anne ve babada bulunur. Bu hak başkasına devredilemeyeceği gibi anne veya babanın bu haktan feragat etmesi de söz konusu değildir. Ancak velayet hakkı, anne veya babanın elinden yasal sebeplere dayanılarak alınabilir.


Türk Medeni Kanunu’nun 335. Maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere;

“Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.”


Bu sebeplerin dışında velayet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır, devredilemez ve feragat edilemez. Anneanne, dede, babaanne gibi yakın akrabaların velayet hakkı bulunmamaktadır.


VELAYETİN KİME VERİLECEĞİ NEYE GÖRE BELİRLENİR?

Çekişmeli boşanma davalarının çoğunda taraflar velayet hususunda uzlaşma sağlayamamaktadırlar. Hâkim, velayet hakkının kimde kalacağını belirlerken, öncelikle çocuğun menfaati ve çıkarını gözeterek karar vermektedir.


0-4 yaş aralığında olan bir çocuk anne bakımına muhtaçtır. Hâkim genellikle bu yaş aralığında bulunan çocukların velayet hakkını anneye vermektedir. Annenin maddi durumuna ya da yaşam tarzına bakılmaksızın velayet kararı verilir, çünkü bu yaş aralığındaki çocuklar anne bakımına muhtaç çocuklardır.


6-12 yaş aralığında bulunan çocuk okul çağında ise hâkim ona göre bir değerlendirmede bulunacaktır. Okul çağında bulunan müşterek çocuğun hangi okula gittiği, gittiği okulun hangi ebeveynin oturduğu yere yakın olduğu, hangi ebeveynin çocuklarının dersine yardımcı olduğu ve onunla ilgilendiği gibi tüm durumlar mahkeme tarafından değerlendirmeye alınacaktır. Netice itibariyle, okul çağında olan çocuk adına verilecek olan velayet kararında çocuğun yararı ve geleceği göz önünde bulundurulacaktır. Çocuğun çıkarı hangi durumda korunacaksa velayet hakkı o tarafa verilir. Çocuk duygusal anlamda hangi tarafa daha bağlı ise velayet hakkı o ebeveyne verilir.



VELAYET DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR?

Reşit olmayan çocuk üzerinde velayet hakkı anne ve babaya aittir. Kanuni gerekçe olmadığı müddetçe, velayet anne ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına lüzum görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da anne ve babanın velayeti altında kalırlar.


Velayet davası; çocuğun velayeti kendisinde olmayan eşin diğer eşe karşı açtığı bir aile hukuku davası türüdür. Velayet davası aile mahkemesinde açılmaktadır.


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 337, 340, 342 ve 346. maddeleri uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Velayet, aynı zamanda anne ve babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir. Anne ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocuklarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlâk sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, anne ve babanın velayet görevlerine müdahalede bulunulması mümkün değildir. Ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, çocuğun geleceğe yönelik menfaatleridir. Başka bir ifadeyle, velayetin düzenlenmesindeki önemli nokta, çocuğun yararını korumak ve geleceğini teminat altına almaktır.


Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 335 ila 351. maddeleri arasında düzenlenen velayete ilişkin hükümler kural olarak, kamu düzenine ilişkindir ve velayete ilişkin davalarda hakimin kendiliğinden araştırma ilkesi çerçevesinde yargılama yapması gerekir. Yani bu davaları yürüten hâkim, tarafların isteği ile bağlı değildir. Velayetin değiştirilmesine yönelik istem incelenirken ebeveynlerin istek ve tercihlerinden ziyade çocuğun üstün yararı göz önünde tutulur. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-3117 Esas, 2018/1278 Karar sayılı ilamında açık bir şekilde ortaya koyulmuştur.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ NEDENLERİ NELERDİR?

Velayetin değiştirilmesi davası, velayet hakkının anne veya babaya verilmesinden sonra velayet kendisine verilen tarafın durumunun değişmesi ve sonradan ortaya çıkan çeşitli sebeplerden ötürü velayeti alan anne ya da babanın velayet hakkını olması gerektiği gibi kullanamaması ile çocuğun menfaatinin gerektirdiği durumlarda açılan bir davadır.


Velayetin değiştirilmesi davasının kabul edilebilmesi için somut bir durumun olması ve bu durumun velayet görevini aksatmış olması gerekir. Bu husus velayetin değiştirilmesi kavramını velayetin kaldırılması kavramından ayırır. Çünkü velayetin kaldırılmasında velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılması veya aşırı bir şekilde ihmal edilmiş olması aranır.


Velayetin değiştirilmesine ilişkin koşullar Türk Medeni Kanunu’nda açık bir şekilde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun “Durumun Değişmesi” başlıklı 183. maddesinde; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.” hükmüne yer verilmiştir.


Söz konusu maddede, velayetin değiştirilmesini gerektiren nedenler hüküm altına almıştır. Buna göre; çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi, çocuğun fiilen velayet hakkı olmayan annede ya da babada bırakılması veyahut çocuğun üçüncü kişinin yanında bırakılması, çocuğun menfaatinin gerektirdiği nedenler (örneğin sağlık, eğitim, ahlâk, güvenlik), velayeti kendisinde bulunan annenin ya da babanın yeniden evlenmesi, velayet hakkı kendisine verilen tarafın bir başka yere gitmesi, ölüm veya velayet görevinin kullanılmasının engellenmesi velayetin değiştirilmesi sebepleri olarak sayılabilir.


Sayılan nedenlerin gerçekleşmesi durumunda, velayetin değiştirilmesinin bazı sonuçları da ortaya çıkmaktadır. Velayetin değiştirilmesi ile birlikte velayeti kendisinde bulunmayan anne veya babanın çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı bulunmakta olup, mahkemece de bu ilişkinin kurulması gerekir. Velayeti kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu da unutulmamalıdır. Burada açıklanan giderlere katılma durumu iştirak nafakası olarak karşımıza çıkar. Bu nafaka velayetin değiştirilmesine yönelik yerel mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilmesi gereken bir nafakadır. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-2486 Esas, 2018/1148 Karar sayılı ilamında açık bir şekilde ortaya koyulmuştur.


ÇOCUĞA UYGULANAN ŞİDDET VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI İÇİN GEÇERLİ BİR SEBEP MİDİR?

Boşanma davalarında ya da velayetin değiştirilmesi talepli davalarda, çocuğun hangi ebeveynde kalması çocuğun menfaatine olacak ise hâkim ona göre velayet kararı verilecektir. Çocuğun velayet hakkını alan ya da alacak olan ebeveynden fiziksel şiddet görmesi durumunda hâkimin velayete ilişkin kararını bu durumu göz ardı etmeden vermesi beklenir.


Velayete ilişkin karar verilirken çocuğun yaşı oldukça önemlidir. Milletlerarası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre on iki yaşına gelmiş olan çocuğun idrak yaşında olduğu kabul edilir. Bu sebeple çocuğa hangi ebeveynde kalmak istediği mahkeme huzurunda sorulabilir. Mahkeme, bu davalarda çocuğun tarafındadır. Mahkeme, idrak yaşındaki çocuğun isteğiyle birlikte sosyal inceleme raporu sonucunda tercih edilen ebeveynin çocuğun bakım ve gözetimi konusundaki yetisine ilişkin değerlendirmeyi de göz önünde bulundurarak bir karar verecektir.


İdrak yaşında olmayan ve bu sebeple mahkeme huzurunda dinlenemeyen çocuğun velayeti ise sosyal inceleme raporu doğrultusunda değerlendirmeye alınacaktır. Bu durumda çocuğun şiddete uğradığı ve bu şiddet nedeniyle mağdur olduğuna dair kuvvetli deliller sunulursa mahkeme bu hususu gözeterek velayet kararını tayin edecektir. Çocuğun şiddet gördüğünü ispat edecek deliller hukuka uygun deliller olmalıdır.



ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ SONRASINDA VELAYET DEĞİŞTİRİLEBİLİNİR Mİ?

Anlaşmalı boşanma davaları, her iki tarafın boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde uzlaşarak boşandıkları bir dava türüdür. Bu davalarda, boşanmanın hukuki sonuçlarından biri olan velayet hususunda da anlaşmaya varılıp ortak bir karar verilmektedir. Ancak ilerleyen zamanlarda değişen durumlar olabilmekte ya da çocuğun menfaati gereği velayetin el değiştirilmesi gerekebilir. Velayet kararı kesin verilmiş bir hüküm değildir. Mevcut durumun değişmesi durumunda velayet kararı da değiştirilebilir.


Velayetin değiştirilmesi için açılacak olan velayet davası herhangi bir süreye tabi tutulmamıştır. Ancak bu davaların kabul edilebilmesi için velayet hakkının değiştirilmesinin çocuk için daha yararlı olacağının ispat edilmesi gerekmektedir.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA ZAMANAŞIMI MEVCUT MUDUR?

Velayetin değiştirilmesi davasının çocuğun menfaatine yönelik bir davadır. Bu davanın amacı değişen koşullardan çocuğun olumsuz etkilenmemesini sağlamaktır. Velayetin değiştirilmesini gerektirecek durumlar her zaman oluşabileceğinden velayetin değiştirilmesi davasını açmak için belirli bir zamanaşımı süresi belirlenmemiştir.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemeleri’nin olmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli mahkeme sıfatını taşır. Yetkili mahkeme ise velayetinin değiştirilmesi istenen çocuğun ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak yer yönünden yetki hususu kesin bir şekilde ortaya koyulmamıştır. Yargıtay kararlarıyla, velayetin değiştirilmesi davasının aynı zamanda davacının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği hükme bağlanmıştır.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI NE KADAR SÜRER?

Velayetin değiştirilmesi davası ne kadar süreceğini kesin bir şekilde söyleyebilmek mümkün değildir. Davanın açıldığı şehirdeki mahkeme, bu mahkemenin yoğunluğu, dava devam ederken ortaya konulacak deliller, tanıklar ve bilirkişilerin dinlenilmesi gibi durumlar velayetin değiştirilmesi davasının ne kadar süreceğine etki edebilecek durumlardır. Hukuki bilgi eksikliği nedeniyle yapılacak hatalar, dava sürecinde yavaşlamaya ve önemli süre kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle, velayet davası aile hukuku konusunda uzman bir avukat aracılığıyla yürütülürse davanın daha kısa süre içerisinde sonuçlanması sağlanabilir.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DURUMUNDA İŞTİRAK NAFAKASI NE OLACAKTIR?

İştirak nafakası boşanma sonrasında çocukların mağdur olmamasına yönelik bir nafakadır. İştirak nafakası, ebeveynlerin çocuklara bakma yükümlülüğünden doğmaktadır. Ebeveynler, müşterek çocuklarının bakım giderlerini karşılamakla yükümlüdürler. Boşanma gerçekleşip çocukların velayeti taraflardan birine verildiğinde diğer tarafın çocuklara yönelik bakım yükümlülüğü hala devam etmektedir. İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen tarafın, çocukların bakım ve eğitim giderlerine yönelik ödemesi için takdir edilen nafaka türüdür. İştirak nafakası hakkında detaylı bilgi için İştirak Nafakası ve Şartları konulu makalemizi inceleyebilirsiniz.


İştirak nafakası alma hakkı olan taraf velayet kendisinde olan taraf olduğundan velayetin değiştirilmesiyle iştirak nafakasının kime verileceği hususu da değişime uğrayacaktır. Çocuğun velayeti ve giderleriyle kim ilgileniyorsa, diğer eş uygun oranda velayet sahibi eşe iştirak nafakası ödemelidir.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİNİN HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?

Velayetin değiştirilmesi davası sonucu, davacının talebi kabul edilerek çocuğun velayeti kendisine verildiği takdirde hüküm ona göre kurulacaktır. Çocuğun velayet hakkını alan ebeveyn ve diğer ebeveyn açısından yeni bir hüküm kurulması gerekmektedir.


Öncelikle velayet hakkını alan ebeveynin hükümle birlikte velayet hakkı kendisine geçecektir. Diğer ebeveynle çocuk arasında da mahkemece kişisel ilişki kurulmalıdır. Mahkeme velayet hakkını değiştiren ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki günleri belirleyecektir. Bunun yanında velayeti alan ebeveyne çocuk adına iştirak nafakasının ödenmesi yönünde bir karar verilecektir. Her iki ebeveyn çocukların eğitim, sağlık, beslenme gibi giderlerine ekonomik güçleri oranında katılmakla mükelleftir.

VELAYET DAVASINDA YARGILAMA USULÜ NE ŞEKİLDEDİR?

Velayet davası, basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulü, diğer yargılama usullerinden daha farklıdır. Basit yargılama usulüne tabi olan davalar diğer davalara nazaran daha kısa sürmektedir. Hâkim basit yargılama usulüne tabi olan davalarda duruşma yapmadan dahi dosya üzerinden kanaate ulaştığı takdirde karar verebilecektir.


Basit yargılama usulüne tabi olan velayet davasında, dilekçeler aşaması da yazılı yargılama usulüne tabi davalardan daha kısa sürmektedir. Basit yargılama usulüne tabi davalarda dilekçeler aşaması, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinden ibarettir. Dilekçe aşamasının tamamlanmasından sonra hâkim, duruşma yaparak kararını tayin edecek ise duruşma gününü belirleyecektir. Dosya süreci kısa süreceğinden dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde belirtilen belgelerin dilekçe ekinde sunulması gerekmektedir.


Ayrıca taraflar dilekçenin eklerinin açıklandığı kısma, getirilmesi istedikleri belge ve delillerin nerelere yazı yazarak getirilebileceğini de bildirilmelidir. Mahkeme, delillerin toplanmasından sonra bir karara varacaktır. Netice itibariyle, basit yargılama usulüne tabi olan velayet davası, kamu düzenine ilişkindir. Çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararı ilkesi göz önünde tutularak tayin edilmelidir. Bu sebeple mahkemenin tüm delilleri toplayıp o doğrultuda karar vermesi beklenir.

VELAYET DAVASINDA RE’SEN (KENDİLİĞİNDEN) ARAŞTIRMA İLKESİNİN YERİ NEDİR?

Velayet davaları, kamu düzenine ilişkin bir davadır. Bu nedenle velayete ilişkin davalarda re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Re’sen araştırma ilkesi, tarafların davaya konu edilecek olan belgelerin getirilmesi yanında hâkimin kendiliğinden araştırması manasına gelmektedir. Hâkim, tarafların getirmiş olduğu delillerin yanında, getirilmeyen delilleri de göz önünde bulundurmalıdır.


Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmayacaktır. Bu nedenle yargılama aşamasında davayı etkileyecek yeni vakıaların öne sürülmesi hukuken mümkündür. Bunun yanında ikrar yani kabul, hâkimi bağlamayacaktır. Hâkim, gerçek olarak görünmeyen iddiaların varlığı halinde gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma yapmakla yükümlüdür. Bu nedenle kendiliğinden araştırma ilkesinin geçerli olduğu velayet davalarında, hâkim sosyal inceleme uzmanına velayete ilişkin araştırma yapıp görüş bildirmesi için rapor hazırlanmasını talep edebilecektir.

VELAYETİN KALDIRILMASI DAVASI NEDİR?

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen çocuğun korunmasına ilişkin önemlerden sonuç alınamazsa anne veya babanın velayet hakkının kaldırılması söz konusu olabilir. Bu hususun nedenleri Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesinde sayılmıştır:


“Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir: (Değişik: 1/7/2005-5378/38 md.) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.”


Velayet hakkı anne ve babadan alınan çocuğa vasi atanır.



VELAYETİN KALDIRILMASI ŞARTLARI NELERDİR?

Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz kalacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hallerde velayetin kaldırılmasına karar verir:


· Anne ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri nedenlerden biriyle velayet görevini olması gerektiği gibi yerine getirememesi.


· Anne ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.


Velayet anne ve babanın her ikisinden de kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanmalıdır.


Mahkeme kararında aksi belirtilmediği müddetçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsayacaktır. Mahkeme, bir çocuk ile ilgili velayet hakkının kaldırılmasına karar verirken, velayetin kaldırılması gerekmeyen diğer çocuklar hakkında da velayetin kaldırılmasına yer olmadığına karar vermelidir. Aksi halde diğer çocuklar açısından da velayet kaldırılmış olacaktır.



VELAYET HAKKININ KÖTÜYE KULLANILMASI VE VELAYETİ İHLAL DURUMUNDA VELAYETİN KALDIRILMASI SÖZ KONUSU OLUR MU?

Boşanma davasının sonrasında nafaka ve velayet gibi hususlar mahkeme tarafından sonuca bağlanmaktadır. Davanın sonunda velayet hakkı kendisinde bulunan taraf lehine iştirak nafakasına hükmedilmektedir. Bu nafakayı alabilme düşüncesiyle, maddi kaygılar gözeterek velayet talebinde bulunan eş velayeti ihlal etmiş ve velayet hakkını kötüye kullanmış olacaktır. Çocuğun menfaati yerine maddi kaygılarla velayeti istemek velayet hakkının kötüye kullanılmasıdır. Velayet hakkı bu şekilde ihlal edildiği takdirde durumunun ispatı halinde velayetin değiştirilmesine hükmedilebilecektir.


Velayet hakkına ilişkin olarak mahkeme tarafından verilen karar kesin hüküm içeren bir karar değildir. Velayet hakkına ilişkin verilen mahkeme kararı bu yönüyle nafaka kararından farklılık gösterir. Değişiklik gösteren hayat koşulları, velayet hakkını alan tarafın çocuğun menfaatine göre hareket etmemesi gibi birçok faktör sebebiyle velayeti almak isteyen taraf velayetin değiştirilmesi davası açabilir.


Velayetin değiştirilmesi davası için belli bir kısıtlayıcı süre öngörülmemiştir. Çocuğun menfaati zedelendiği durumlarda süre kısıtlaması olmadan velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Velayetin değiştirilmesi davasında, hâkim, kesinlikle sosyal inceleme raporunun düzenlenmesini talep edecektir. Bu rapor ile çocuğun hangi ebeveynde kalmasının çocuğun menfaatine olacağı ya da velayetin değiştirilmesinin lüzumlu olup olmadığı ortaya koyulacaktır. Hâkim, sosyal inceleme raporundaki uzman görüşü ve mahkemece toplanılacak olan başkaca deliller sonrasında velayetin değiştirilip değiştirilmemesi gerektiğine dair bir hüküm kuracaktır.



ANNE VE BABANIN YENİDEN EVLENMESİ HALİNDE VELAYET KALDIRILIR MI?

Velayete sahip anne veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kaldırılmasını gerektirecek bir durum değildir. Fakat müşterek çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve şartlara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir.



VELAYETİN KALDIRILMASI DURUMUNDA ANNE VE BABANIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?

Velayetin kaldırılmış olsa dahi anne ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam etmektedir.


Anne ve babanın durumu müşterek çocuğun giderlerini karşılamaya yetmiyorsa bu giderler Devlet tarafından karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.



VELAYET HAKKINA SAHİP ANNE VEYA BABANIN ÖLÜMÜ DURUMUNDA VELAYET DOĞRUDAN SAĞ KALAN TARAFA GEÇER Mİ?

Velayet hakkını elinde bulunduran taraf vefat ettiği takdirde, velayet hakkı kendiliğinden sağ olan ebeveyne geçmemektedir. Çocuğun velayetinin anne ve babadan birisine verilmesi asıl olandır. Ancak; anne ve babanın velayet görevini yapamayacak durumda olması veya çocuğun velayet altında bırakılmasının, çocuğun fikri, bedeni, sağlık ve eğitsel gelişimi yönünden üstün yararına aykırı düşeceğinin anlaşılması halinde; çocuğun velayet altına alınmayıp, kendisine bir vasi atanması da mümkündür. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 335. maddesi’nde hüküm altına alınmıştır.



VELAYET DAVASINDA HER AŞAMADA DELİL SUNULABİLİNİR Mİ?

Velayetin değiştirilmesi isteği kanunun ilgili maddesinde bir “çekişmesiz yargı” işi olarak düzenlenmiştir. Çekişmesiz yargı işlerinde aksine hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu da hüküm altına alınmıştır.


Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Aynı zamanda anne babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir.


Velayet, kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Öyle ki Hukuk Genel Kurulunun 23.5.2001 gün ve 2001/2-430 E., 2001/432 K sayılı kararında da velayetin düzenlenmesinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnasını oluşturduğu benimsenerek aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.


Velayetin kamu düzeni ile ilgili olması ve çocuğun üstün yararı da dikkate alındığında değişen şartlara göre her zaman yeniden değerlendirilmesi ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülen hususların nazara alınması mümkündür. Bu nedenle velayet davasının her aşamasında delil sunulabilmesi mümkündür. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1887 esas, 2017/1196 karar sayılı kararda açıkça ortaya koyulmuştur.

DURUMUN DEĞİŞMESİ VELAYETİ NE ŞEKİLDE ETKİLEYECEKTİR?

Durumun değişmesi halinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara adapte edilmesi gerekir.


Velayetin kaldırılmasını gerektiren gerekçe ortadan kalkmışsa hâkim, kendiliğinden ya da anne veya babanın talebi üzerine velayeti geri verir.



VELAYET DAVASINDA İDRAK YAŞI KAÇTIR?

Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre çocuğun idrak yaşı, 8 yaş veya üstüdür. 8 yaş veya bu yaşın üzerinde olan çocukların görüşü alınmadan velayetin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması mümkün değildir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-3117, Esas 2018/1278 Karar sayılı kararda hüküm altına alınmıştır.

VELAYET DAVASINDA İDRAK YAŞINDAKİ ÇOCUĞA GÖRÜŞÜ SORULUR MU?

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin, iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocuğa adli merci önündeki kendilerini ilgilendiren davalarda kendi görüşünü ifade etmesine müsaade edilmesini ve yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade ettiği görüşe gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet davalarında mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun olası sonuçlar hakkında bilgilendirilerek velayeti ile ilgili tercihinin sorulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çocuğun üstün yararının velayetinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve hâsıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2017/226 Esas, 2017/1180 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar niteliktedir.



VELAYET DAVASINDA ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİNİN ENGELLENDİĞİ İDDİASININ ARAŞTIRILMASI GEREKİR Mİ?

Velayeti elinde bulunduran taraf, diğer tarafın müşterek çocukla kişisel ilişki kurmasını engelliyorsa bu durum velayet davasının seyrini etkileyecektir. Mahkeme velayete ilişkin davalarda çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenip engelletilmediğini araştırmalıdır. Mahkeme bu amaç doğrultusunda tanık dinleyebileceği gibi sosyal inceleme raporu da aldırabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/7741 Esas, 2017/1217 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar niteliktedir.

VELAYET KENDİSİNDE OLMAYAN EŞ ÇOCUĞUN GİDERLERİNE KATILMAK ZORUNDA MIDIR?

Tür Medeni Kanunu’nda velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik olanakları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken anne ve babanın ekonomik durumları göz önünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev sebebiyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/19212 Esas, 2017/662 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar niteliktedir.

VELAYET DAVASINDA UZMAN RAPORU ALINMASI GEREKİR Mİ?

Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi; iç hukuk bakımından idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet, çocukları ilgilendiren konuların en önemlilerindendir. Velayetin değiştirilmesinin gerekip gerekmediği konusunda; mahkemece uzman incelemesi yaptırılması gerekmektedir. İdrak yaşındaki müşterek çocuk; sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayet tercihi konusunda bizzat görüşleri alınmadır. Bu yeterli olmadığı takdirde 4787 Sayılı Kanun’un 5. maddesinde gösterilen uzman veya uzmanlardan velayet konusunda rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle velayetin düzenlenmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/24437 Esas, 2017/300 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar niteliktedir.



VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İLKESİNİN YERİ NEDİR?

Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveynin yaşadıkları yerde ve çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması ve diğer deliller de göz önüne alınmak suretiyle ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilerek velayet konusunda bir karar verilmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/23759 Esas, 2017/319 Karar sayılı ilamı bu hususa ilişkindir.



VELAYET DÜZENLEMESİNDE KARDEŞLER ARASINDAKİ İLİŞKİ NE ŞEKİLDE BELİRLENİR?

Velayet kendisine bırakılmayan müşterek çocukla diğeri arasında kişisel ilişki düzenlenirken kardeşlerin birbirini görmelerine olanak sağlayıcı şekilde düzenleme yapılması kardeşlik ilişkisinin gelişmesi için önemlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/10906 Esas, 2017/948 Karar sayılı ilamında bu husus konu edinilmiştir.



EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE VELAYET NASIL KULLANILIR?

Evlilik devam ettiği müddetçe anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, anne ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

ANNE VE BABANIN EVLİ OLMAMASI HALİNDE VELAYET NASIL KULLANILIR?

Anne ve baba evli değilse velayet anneye aittir. Anne küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velayeti babaya verir.

ORTAK VELAYET NEDİR?

Ortak velayet ile eşler, evliliğin sona ermesi ile çocukları ile ilişki ve medeni haklarından eşit şekilde yararlandığı bir düzenlemedir. Aslında ortak velayet, çiftlerin evlilik içerisinde çocuklar adına kullanmış olduğu hak ve ödevlerin tümüdür.


Türkiye’de uzun zamandır yer almayan bu uygulama, başka ülkelere ait kanunlarda uzun süredir yer almakta ve uygulanmaktadır. Ancak kanun olarak yürürlüğe giren bir düzenleme olmayıp Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmanın onaylanması ile yorum yoluyla uygulanmaktadır. Çocuğun velayetinin yalnızca anneye verilmesi halinde baba açısından bazı problemler ile karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ilişkin ortak velayete hükmedilmesinin çocuk ve ebeveynler açısından yararı daha fazla olabilmektedir.


Ortak velayete hükmedilebilmesi için bazı şartların var olması ön görülmüştür:


· Öncelikle çocuğun yararı olmalıdır.

· Anne ve babanın ortak velayete ilişkin ortak iradede bulunmaları gerekmektedir.

· Anne ve babanın ortak velayete ilişkin ortak iradesini mahkemeye yazılı olarak beyan etmesi gerekmektedir.

· Anne ve babanın ortak velayet hususundaki ortak iradede olduklarına dair hâkimin kanaat getirdiği ve bu konuda tarafların ileride sorun yaratmayacağına dair öngörüsü olmalıdır.

· Hâkimin ortak velayet kararına ilişkin takdir yetkisi tanınmaktadır. Ortak velayete ilişkin çocuk yararını gözeterek takdir yetkisinde bulunmaktadır.


Mahkeme tarafından verilen velayet kararı, her daim kesin hüküm oluşturmamaktadır. Unutulmamalıdır ki velayet, kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple hâkimin ortak velayete ilişkin kurmuş olduğu hüküm, kesin bir hüküm değildir. Koşulların değişmesi halinde yeniden velayete ilişkin bir dava açılarak velayet konusunda yeni bir karar verilmesi talep edilebilecektir.


Ortak velayete ilişkin düzenlemede, nafaka hususu da çok sık sorulan sorular arasındadır. Nafaka konusunda da hâkim tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması sonrasında bir karara varacaktır.



ÜVEY ÇOCUKLARIN VELAYETİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler.


Kendi çocuğu üzerinde velayeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve şartlar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.

VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUĞUN EĞİTİMİ KONUSUNDA VELİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?

Anne ve baba, çocuğu imkânlarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.


Anne ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve mesleki bir eğitim sağlarlar.


Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı anne ve babaya aittir.


Anne ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.


Ergin, dinini seçmekte özgürdür.

VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUĞUN TEMSİL EDİLMESİ NE ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR?

Anne ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.


İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.


Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velayetteki temsilde de uygulanır.

VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUĞUN FİİL EHLİYETİ HUKUKEN NE ŞEKİLDEDİR?

Velayet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir.


Çocuk, borçlarından annr ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.

VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUK AİLEYİ TEMSİL EDEBİLİR Mİ?

Velayet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise anne ve babanın rızasıyla aile adına hukuki işlemler yapabilir; bu işlemlerden dolayı anne ve baba borç altına girer.



VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUK HANGİ DURUMLARDA KURUMLARA YERLEŞTİRİLİR?

Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hâkim, çocuğu anne ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.


Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, anne ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.


Anne ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.

ÇOCUK İLE ANNE VE BABASI ARASINDAKİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAĞLAYICILIĞI NE ŞEKİLDEDİR?

Çocuk ile anne veya baba arasında ya da anne ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.

VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUĞUN KORUNMASI İÇİN NE GİBİ ÖNLEMLER ALINABİLİNİR?

Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, anne ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.



VELAYET SAHİBİ ANNENİN ÇOCUĞUN SOYADINI DEĞİŞTİRMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?


Yargıtay, velayet hakkı verilen annenin çocuğun kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamında olduğu ve çocuğun annenin soyadını alması konusunda engelleyici bir hüküm bulunmadığını, çocuğun soyadının değiştirilmesi ile çocuğun kişisel durumunda değişiklik olmayacağını gerekçe göstererek velayet sahibi annenin çocuğun soyadını değiştirmesinin mümkün olduğunu söylemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/1306 Esas, 2018/4719 Karar sayılı ilamında bu husus detaylarıyla açıklanmıştır.


Çocuğun soyadının değiştirilmesi için açılacak olan davalarda görevli mahkeme, aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin olmadığı yerlerde görevli mahkeme ise asliye hukuk mahkemeleridir. Davanın görevli mahkemede açılmaması halinde mahkeme görevsizlikten ret kararı verecektir.


Aynı durum evlilik dışı doğan çocuğun soyadının değiştirilmesi için de geçerlidir. Evlilik dışı doğan çocuğun soyadının değiştirilmesi için görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Avukat Gökhan Sarı Hukuk Bürosu

Hukuki sorunlarınıza dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı sitemiz üzerinde bulunan Whatsapp iletişim butonunu kullanarak bize yöneltebilirsiniz.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

 

Gsm : 0530 094 77 26

 Tel   : 0222 405 65 75 

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • Instagram - Beyaz Çember
  • LinkedIn Clean

Sitede yer alan materyaller sadece bilgilendirme maksatlı olup Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemeleri uyarınca hukuki öneri, teklif, danışmanlık veya reklam teşkil etmez. Tüm telif hakları, Avukat Gökhan Sarı Hukuk Bürosu’na ait olup, bilgisayara indirilmesi, kopyalanması, çoğaltılması, herhangi bir ortamda yayınlanması yasaktır. Eskişehir Boşanma Avukatı | Gökhan Sarı'ya ait web sayfasıdır.